Nesiller arası aktarım ve sağlık

Nörobilim artık genlerimizin interaktif olduğunu yani yaşanan olaylarla ve yaşam stilleriyle genlerin aktivasyonunun gerçekleştiğini gösteriyor. Sadece duygusal bağlanma yolu ile erken çocukluk dönemleri değil, nesiller arası aktarımların da sağlığımızı önemli derecede etkilediği yönündeki bilimsel bulgular artık saygın bilim insanları tarafından da sunuluyor. Araştırmalar, yaşanan olayların ve bunlara bağlı oluşan duyguların, düşüncelerin ve inançların beynimizin yapısını değiştirdiğini gösteriyor. 

Aile Dizimi bakış açısından nesiller arası aktarımı anlayabilmek için öncelikle Bert Hellinger’in insanlığa kazandırdığı en büyük hediyelerinden biri olan vicdan anlayışından bahsetmek istiyorum. Burada bahsedilen vicdan, bizim anladığımızdan biraz daha farklı. 

GİZLİ SADAKAT

Vicdan bizi aileye veya gruba bağlayan güçtür. Kişinin davranışlarını yönlendirir. Değerlerle ilgilidir. Çocuklar hayatta kalabilmek için ailelerine muhtaçtırlar. Onlara ait olmak isterler, ait olmamak ölümle eşdeğerdir. Eğer anne mutsuzsa çocuk da mutsuzdur. Çocuk da ancak mutsuz olmakla annesine ait hisseder kendisini. Onunla bu şekilde bilinçsiz bir bağ kurar. Buna “gizli sadakat” de denir. Annesi gibi mutsuz olan çocuk, annesine sadık kalarak kendisini masum hisseder. Mutlu olursa suçlu hisseder. Mutsuz insanların çoğu bu yüzden suçlu hissetmezler ama köle gibidirler.

KABİLEDEN DIŞLANMAMAK İÇİN…

Sadakat sadece ailelerde değil, gruplar, dernekler, kabileler, spor kulüpleri, işyerleri ve daha pek çok grupta gözükür. Kabilemizin değerleri ile uyumlu davranırsak masum hissederiz, yoksa dışlanacağımızı hissederiz. Ancak bu değerler her zaman bizim için uygun olmaz. Pek çok terör olayı, savaşalar, kan davaları ve hastalıklar, gizli sadakatin bu yıkıcı boyutundan gerçekleşir. Hayat enerjinizi kısıtlayan herhangi bir şey yıkıcıdır. Buraya kadar bahsettiğimiz vicdan daha çok kişisel vicdandır. Aile vicdanı ise tüm aileyi kapsar. Arkaik veya kolektif vicdan çoğunlukla hissedilmez ama kişisel vicdandan daha güçlüdür. Grubu bütün olarak gözetir ve grubun tüm üyeleri, yasalarına tabidir. 

HER ŞEYİN BİR YERİ VARDIR

Burada Aile Dizimi’nin üç temel yasasından biri olan “aidiyet” temasından da bahsetmek istiyorum.  Sistemik farkındalığa göre her şey aittir, yani her şeyin bir yeri vardır. Aidiyet, her aile bireyinin eşit derecede aileye ait olma hakkından bahseder. Hiçbir aile üyesi alkolik veya hırsız olduğu, intihar ettiği, erken öldüğü veya farklı bir sebeplerden dolayı yaşamını yitirdiği için, hastalığı veya özrü olması nedeniyle dışlanamaz. Bu yasa, birbirimizi yargılamadan kalbimize almamız için destekler. Eğer bu şekilde bir dışlanma olursa, “aile vicdanı” devreye girer ve bir sonraki nesilden birisi bu rolü üstlenerek dışlanmış kişiyi aileye dahil etmeye çalışır.

HASTALIKTA BÜTÜNE BAKABİLMEK: SARIKAMIŞ’TAN VARİS SORUNUNA

Gelelim hastalıklara... Nesilden nesle geçen duygusal dolaşıklıklar ve aile içindeki ilişkilerin dinamikleri, hasta olan kişinin olabildiğince geniş bir şekilde bütününe bakmamız gerektiğine işaret eder. 

Bunu bir örnekle anlatmak istiyorum.

Bir danışanımız bacaklarında varis olduğunu ve aynı şekilde halalarında da benzer varis semptomları bulunduğunu belirtti. (Burada varise semptom dememin sebebi, varisin bir sonuç değil bir gösterge olmasından kaynaklanıyor.) 

Danışanın aile geçmişini incelediğimizde, baba tarafında üst nesilden iki kişinin 1914 yılında Sarıkamış Harekatı’nda donarak öldüğü ortaya çıktı. Bu tip olaylar aile için çok acılıdır ve bazen bu acıyla baş etme yöntemi olarak unutmayı ve bir daha bu konuyu konuşmamayı tercih ederler. Ancak aile vicdanı yukarıda bahsettiğim gibi bu şekilde bir unutmayı dışlanma olarak görür ve haklarında konuşulmayan bu aile bireylerini sisteme dahil etmeye çalışır. Bu görevi alt nesillerdeki kişiler farkında olmadan üstlenir. Bu rolü üstlenen genç nesil kadınların da bacaklarında sanki kan donmuştur ve varis olarak tezahür eder. Bu dizimde hem ailenin donan fertleri hem de diğer askerlerimiz için tutulmayan yası tuttuk, onlar için mum yaktık. Acının çıkması ve yaslarının tutulması ve sistemde doğru yerleri almaları, yani onları da dahil etmek, sistemin diğer üyelerini de rahatlattı. Yaşananların boşa gitmemesi için onların kaderinin onurlandırılması yani yaşadıklarına saygı gösterilmesi gerekir. Bu da onları bacaklarında varis olarak değil, kalplerinde yaşatmaları ile mümkün olur. Aile Dizimi’nde bu yasalar ve gizli dinamikler görünür hale gelir, böylece bizi kör sevgiden bilinçli bir sevgiye geçirerek hem kendimizin hem de aile sistemimizin özgürleşmesine ve sağlıklı ilişkiler kurulmasına aracı olur. 

Hastalıklarla ilgili genelleme yapmak yanıltıcı olabilir. Her birimizin sistemi parmak izi kadar farklıdır. Sizin de varis konunuz var ise kendi aile sisteminizi ayrıca araştırmanız gerekir. Bununla birlikte yaşam bir gizemdir. Bu gizem içinde hastalıklarla ilgili birçok bilinmeyen de devrede olabilir. Bizler her zaman yaşamdan küçüğüz ve bunu hep hatırlamamız gerekiyor.

 

Yorumlar