f
Kaçış rampası
Fotoğraf: Todd Diemer-Unsplash

İzmir’e Manisa yönünden girerken aşılması gereken Sabuncubeli Geçidi’nin rampaları pek meşhurdur. Yani eskiden meşhurdu... TIR şoförü olan babamın o yolda pek çok anısı vardır; gazı nasıl köklediğini, freni nasıl ayarladığını anlatır da anlatır. O sırada rampayı karşısında görürmüş gibi bir eliyle direksiyonu çevirme, diğeriyle vites değiştirme hareketi yapar.

İşte o meşhur yolda bir de kocaman “kaçış rampası” tabelası vardır; gazı kökleyen, freni de patlatan kamyon şoförlerinin kendi canlarını kurtarmak, başkalarınınkini de tehlikeye atmamak için hemen inişte sağa sapabileceğini gösterir. Açısı belli o rampaya tırmanan kamyonun hızı yavaş yavaş düşer, fren patlasa da el freni ile durdurulabilecek hale gelir. Babam işi hiç o noktaya vardırmamış ama anılarını o kadar heyecanla anlatıyor ki ben her defasında “Eyvah! Bu kez işin sonu kaçış rampasına varacak” diyorum. İçimden tabii.

  1. Az önce “biri” hakkında sarf ettiğim “Bu aralar amma da çok kendinden bahsediyor. Her postu ben, ben diyor.
  2. Niye acaba?” sözlerini “Ya da ben bunlara niye dikkat ettim? Kendi görülme ihtiyacımı onda mı gördüm?” cümlesiyle tamamladım.
  3. Tam o anda zihnimde kocaman bir “Kaçış rampası” tabelası belirdi.
  4. Öyle böyle bir tabela değil. Neon ışıklarla yazılmış, etrafını çevreleyen ampuller pırıl pırıl yanıyor; ben diyeyim gazino tabelası, siz deyin korku tüneline giriş uyarısı...

Bir başkası hakkında yargıda bulunmayı kendime yediremediğimden hop spotu kendime çevirip “Acaba bende ne var da o arkadaşım bunu gösteriyor?” deme uyanıklığını yaptım yani. Çünkü azıcık “spiritüellik” tozu serpince üstüme, başkalarının “karanlık noktaları, gölgeleri, içindeki çocuğu, egosu” hakkında konuşurken işin ucunun bana da dokunacağını biliyorum ve belli ki kendimce önlem alıyorum. Bu önlemler de benim kaçış rampalarımı oluşturuyor. Aklıma gelenleri gerçekten hiçbir elekten geçirmeden buraya sıralıyorum:

Yorum yapmıyorum, bu bir durum tespiti. O kadarını da mı söyleyemeyeceğiz?

Şimdi ben bunu söylerken içime bakıyorum ve soruyorum “Sevgiden mi, korkudan mı?”

Sürekli karşıma aynı sorunlara sahip kişiler çıkıyorsa belki benim onlardan öğreneceğim şeyler değil de onlara aktarabileceğim şeyler vardır, olamaz mı?

Yargılamıyorum ama...

Şimdi bunu nasıl anlamıyor bilmiyorum ama...

O kadar eğitime gitti hala aynı sorunlar, aynı sorunlar. Yani gerçekten anlamıyorum. Bilgisini içselleştirememiş mi acaba? Şimdi ben bunu gördüysem demek ki ben de aynı yerde durup dönüyorum.

Freni patlatmadan yola devam edebildiğim günlere...

Yorumlar