Jung ile kişilik arketiplerimize yolculuk-2

Yazının birinci bölümü için lütfen tıklayın.

Başarı, bilgi, güven, güç, özgürlük ve ilişkiler… İnsanlık tarihi boyunca hayatlarımızda öncelik sıralamasına koyduğumuz tüm bu kavramlar davranışlarımıza yansıdı ve bir maske gibi takarak gerçekliğini deneyimlediğimiz kişilik arketiplerimizi yarattı. Bilincimizin pusulasını sembolize eden bu arketipler, ışık olduğu kadar karanlığı da içinde barındırır ve varlığın en ince ayrıntısına kadar işleyerek hayatımızı nasıl yaşadığımızı doğrudan etkiler. Yaşamış en önemli psikiyatr, düşünür ve mistiklerden olan Carl Gustav Jung’un psikoloji dünyasına kazandırdığı ve kolektif bilinçdışımıza yerleşmiş arketipler, günümüzde sadece psikolojide değil; ruhsal çalışmalar, edebiyat, marka yönetimi ve ekip kurma gibi birçok farklı alanda da kullanılan bir rehber.

Kişilik arketipleri yolculuğumuzun birinci bölümünde Jung’un temel olarak aldığı ilk dördünü derinlemesine tartışmış; benliğimizi de dahil ettiğimiz bu yolculukta hayatımızda sürekli tekrarlanan konular, kendimiz ve çevremiz hakkında yeni farkındalıklar kazanmıştık. Bu yolculukta da kalan tüm arketipleri yaşamlarında sahip oldukları temel motivasyonları başlığı altında dörde ayırıp inceleyecek ve yine yepyeni farkındalıkların kapısını aralayacağız.

DÜNYAYA YÖN VERMEK İSTEYENLER

Yönetici: Hayattaki temel arzusu mutlak gücün kendisinde olması ve bunun her zaman da öyle kalması olan yönetici; herhangi bir olay karşısında kontrolü ele alan, diğerlerini koruyup kollayan, onları motive edip güven aşılayandır. Liderlik yeteneği, sorumluluk bilinci ve özgüveniyle güç kazanan bu arketip, gölge yani karanlık tarafını daha fazla yaşamaya başladığında baskınlık ve otoriterliğinin dozu kontrolden çıkar. Bu durum; yönetiminde olduğu insanların özgürlük alanlarını kısıtlama, herkesi istediği çizgiye getirmek için zorlama, kendi fikirleriyle çatışanları yok sayma, tartışmaya kapalı olma ve kabulsüzlük gibi davranışlarla kendini gösterir. Kaos ve tahtını kaybetmek hayattaki en büyük korkusu olan bu arketipin sevilmek gibi bir derdi yoktur. Aksine, onu motive eden şey korkulmak ve insanları peşinden sürüklemektir. Yönetici arketipi; lider, kral ya da hükümdar olarak da anılır.

Anne: Hayattaki temel arzusu diğerlerine yardım etmek, onları koruyup kollamak ve ihtiyaçlarıyla ilgilenmek olan, hem de bunu sadece çocuklarına değil; sevgi filtresiyle bakan gözlerinin gördüğü herkese, arkadaş, yabancı hatta hoşlanmadıklarına bile yansıtandır anne. Prenses Diana ya da Rahibe Teresa gibi örnekleri olan bu arketip ile ilgili Jung şunları söyler: Dişinin sihirli otoritesi; aklın çok ötesinde bir bilgelik ve ruhsal yücelik; iyi olan, bakıp büyüten, taşıyan, büyüme, bereket ve besin sağlayan; sihirli dönüşüm ve yeniden doğuş yeri, yararlı içgüdü ya da itki.” Kendini başkalarının hizmetine adarken sınırsız sabır, anlayış, sadakat, merhamet, koruma ve cömertlikten de ödün vermeyen bu kişilik, diğer insanlarda da iyiyi görür ve optimistliğiyle onlara umut aşılar. Bencillik ya da nankörlükle karşılaşmak en büyük korkusu olan anne sembolizmi için kullanılan diğer isimler ise ebeveyn, yardımcı ve azizdir.  

Yaratıcı: Hayattaki temel arzusu ruhu fiziksel bedenini terk ettikten sonra bile ardında değerli kalacak işler bırakmak ve yarattıklarıyla hayata vizyon katmak olan bu arketip için kutunun dışına çıkmak değil, kutuyu ortadan kaldırmak motive edicidir. Üretmek için sürekli yeni yollar arayan, yenilikçi fikirlerle mevcut gerçekliğin sınırlarını zorlayan ve kendi seçtiği renklerle boyadığı gerçekliği yaşamak isteyen yaratıcı arketipi; sadece sanatta değil bilim, teknoloji ve sağlık gibi farklı alanlarda da ilerlememizi sağlayan öncüleri barındırır bünyesinde. Özgün, farklı ve orijinal olanı sevse de kimi zaman mükemmeliyetçiliği sebebiyle pratiklikten yoksun olabilen bu kişiliğin hayattaki en büyük korkusu ise başarısız ya da sıradan olmaktır. Arketip için kullanılan diğer isimler ise kaşif, müzisyen, mucit, yazar ve hayalperesttir.

CENNETE ÖZLEM DUYANLAR

Bilge: Hayattaki temel arzusu evren, kendisi ve yaşama dair mutlak gerçeklere ulaşmak ve edindiği bilgilerle zihnini keskinleştirirken ruhunu da beslemek olan bu arketip, doğrunun özgürleştirici gücüne inanır. Dışarda olanın içerde de olduğunu bilen, içine ve hayata tuttuğu karşılıklı iki aynada sonsuzluğu keşfeden bilge; zekâsı, analitik gücü ve aklıyla var olmayı sever. Gerçek ne kadar rahatsız edici görünürse görünsün peşinden giden bu arketip, objektif bakış açısı ve ilgisiz görünen bağlantıları kurabilmesi sayesinde geleceği tahayyül edebilir. Kimi zaman ukala ya da eleştirel görünebilen ve detaylarda fazla boğularak adım atmayı geciktirebilen bu kişiliğin en büyük kâbusu yanlış yönlendirilmektir. Bildiklerini mutlaka bilimsel buluş ve araştırmalara temellendiren bilge arketipi için kullanılan diğer isimleriyse; mentor, filozof, hâkim, danışman, guru ve araştırmacıdır.

Masum: Hayattaki temel arzusu herkesin harmoni içinde yaşadığı gerçek bir ütopya, adeta cennet gibi bir dünya ve evren olan bu arketip, optimistliği ve içinde fesatlık barındırmamasıyla öne çıkar. Gücünü problem odaklı olmayışından alan bu kişilik, kimsenin aklına gelmeyen çözümler üretebilme becerisini de bu sayede kazanır. Haysiyetli, erdemli, açık, dürüst, yaşam dolu ve pozitif enerjisiyle diğer insanlar tarafından çoğunlukla en çok sevilen ve özelliklerine sahip olunmak istenen karakterdir. Mutluluğa çok fazla önem atfeden ve en büyük korkusu yanlış yaptığı bir şey için cezalandırılmak olan bu arketip; romantik, mistik, ermiş, ilham perisi ve kutsal ruh olarak da anılır.

Maceracı: Hayattaki temel arzusu kafesinin duvarlarını kırarak dünyayı deneyimlemek olan bu özgürlük ve bağımsızlık bağımlısı arketip, aydınlanma ve kendini bulmanın yolunu özgürce gezmekte bulur. Azmi, zorluklarla yüzleşme cesareti ve bireysel hareket edebilme kabiliyeti ona hayalini kurduğu özgün, orijinal ve iyi yaşamın kapılarını aralama fırsatı sağlar. Diğer yandan, sürekli gezdiği amaçsız bir yaşam ve uyumsuz olma ihtimalleri onun potansiyel zayıf yönleridir. En büyük korkuları kapana kısılı kalmak, içsel boşluk, gelenek ve kurallara uygun şekilde yaşamak zorunda kalmak olan maceracı kişilik, korkuyla karşılaştığında geri çekilmek yerine öğrenme ve keşfetme dürtüsüyle her zaman ileri doğru hareketini sürdürür. Çatışma ve tartışmadan hoşlanmayan, zeki ve analitik olabilse de genellikle organize olmayan bu arketipin, kullanılan diğer isimleriyse göçebe, öncü, arayıcı, bireysel ve seyyahtır.

DİĞER İNSANLARLA BAĞLANTI KURMAK İSTEYENLER

Soytarı: Hayattaki temel arzusu nefes aldığı her dakikayı eğlenerek geçirmek olan soytarı arketipinin yaşama amacı da kendisi ve başkalarını eğlendirerek dünyayı aydınlatmaktır. En büyük korkusu sıkılmak ve diğerlerini sıkmak olan bu kişilik sürekli şakalar yaparak spontane ve komik görünmek ister. Genelde iyi bir ruh halinde olsa da gerçek duygularını ifade etmesi onun için zordur; çoğu muhabbeti ciddiye almaz ve diğerleri tarafından da ciddiyetsiz, boş zaman geçiren ve ikiyüzlü biri olarak görülebilir. Vurdumduymaz ve farklı oluşu onu gölge tarafında acımasız ve sorumsuz biri haline getirebilir. Nitekim; roman ve filmlerde de genelde bu arketipe sahip karakterler, ilgileri sürekli dışarıda olması sebebiyle gereğinden fazla bilgiye sahip olarak tehlikeli olurlar. Duyguları en yüksek yoğunlukta deneyimleyen bu kişilik, zamanı verimsiz kullanışı sebebiyle iyi bir yönetici adayı olamaz ancak, hazırcevap ve espritüelliği hayata keyif katar ve eğlenceye ihtiyaç olduğunda her zaman oradadır. Arketipin kullanılan diğer isimleri ise palyaço, komedyen, üçkağıtçı, hilekâr, yalancı ve jokerdir.

Sevgili: Hayattaki temel arzusu diğerleriyle yakınlık kurmak ve deneyim kazanmak olan bu arketip, tüm odak ve mutluluk kaynağını diğerlerinin varlığı ve ilgisine bağlar. Yakınlık ve başkalarıyla ilişki içinde olmak hayatının temel merkezi olduğundan yoğun duygularla başa çıkabilir ve fazlasıyla affedicidir. Estetiğe önem veren ve dokunsal hazdan hoşlanan bu arketipin özgüveni de diğerleriyle olan ilişkilerinin kalitesiyle doğru orantılıdır. Yalnız kalmak, sevilmemek ya da istenmediğini fark etmek en büyük korkuları olduğundan bunlarla yüzleşmemek için fiziksel ve duygusal olarak çekici görünmeye çok önem verir ve kimi zaman kendi istek ve ihtiyaçlarını bastırması dolayısıyla da kendi benliğinden uzaklaşabilir. Aynı zamanda, insanların ne beklediğini bilerek ona göre davranma potansiyeli sebebiyle dürüst davranamaması ilişkilerinde sarsıcı olabilir. Minnettarlık, tutku ve sadakat en güçlü yönleri olan sevgi bağımlısı bu arketip; ilişkilerinde ne yaşanırsa yaşansın asla bırakmayan ve ilgi bekleyen taraf olması sebebiyle kurtarılmayı bekleyen ve ihtiyaç duyan bir portre çizer. Sadece romantik ve arkadaşlık değil, insanlar arası her ilişkide benzer dinamikleri sergileyen sevgili arketipi; partner, tensel ve arkadaş olarak da bilinir.

Sokaktaki İnsan: Hayattaki temel arzusu başkaları tarafından kabul edilmek, bağlantı kurmak ve ait hissetmek olan bu arketip; tüm insanların eşit yaratıldığı fikri üzerine yaşar. Genellikle sessiz, aile odaklı, kabullenici ve çok karmaşık bir kişiliğe sahip olmayan arketipin en büyük korkusu dışlanmak ya da kalabalıktan ayrı kalmaktır. Zorlayıcı durumlar karşısında büyük ve değişim odaklı adımlar atmak yerine hayatta kalma ya da günü geçirme odaklı ufak eylemlerde bulunur. Sıradan ve her zaman devamlılığı olan meziyetlere sahip olarak bilinçaltındaki farklı olup dışlanma korkusunu giderir. Güvenli sularda fazla açılmayarak hayatını konfor alanı sınırlarında yaşayan bu arketip, diğerlerinin arasına karışabilmek için kendi öz benliğini kaybetme ve sırf yalnız kalmamak adına insanlarla zaman geçirdiği için yüzeysel ilişkilere sahip olma risklerini taşır. Hayallere kapılıp gitmeyen, gerçekçi ve yere sağlam basan bakış açısı, empati yeteneği ve davranışlarında yapmacık olmayıp, her daim dürüst davranması bu kişiliğin en güçlü yönlerindendir. Sokaktaki insan arketipi için kullanılan diğer isimlerse; iyi komşu, sıradan insan, metanetli vatandaş ve sessiz çoğunluktur.

DÜNYADA İZ BIRAKMAK İSTEYENLER

Kahraman: Hayattaki temel arzusu cesur davranışlarıyla değerini ispat etmek ve dünyayı daha iyi bir yer haline getirmeye katkı sağlayacak şekilde kendini geliştirmek olan bu arketip, hareketin olduğu her yerde çözümün de olduğuna inanır. Özgüven, dayanıklılık ve en iyisi olana dek yılmadan kendini geliştirme özelliklerinin ona güç sağladığı kahraman kişiliği; adaleti sağlamak ve kötüyle savaşmak için her zaman hazır ve motivedir. Kendisine karşı dürüst davranabilme yeteneğiyle öne çıkan arketip; zayıf, kırılgan ve korkak görünmekten fazlasıyla korkar. Gölge yani karanlık tarafında ise aşırı özgüven, kendini beğenmişlik, kibir ve sürekli savaşacak/yarışacak yeni ortamlar arama ihtiyacı barındıran; Wonder Woman ve Harry Potter gibi karakterlerin örneklerini oluşturduğu arketipin kullanılan diğer isimleri ise şampiyon, koruyucu, kurtarıcı, savaşçı ve askerdir.

Asi: Hayattaki temel arzusu devrim ve efektif çalışabilme yeteneğini kaybetmiş her şeyi yeniden çalışır hale döndürmek olan bu arketip, kuralların bozulmak için olduğuna inanır. Aksiyon odaklı, statükoyu sorgulayan ve yeni bakış açıları ve önemli değişimleri sağlayan bu arketip, kimsenin ses çıkaramadığı yerde bayrak kaldıran, inandıkları uğruna sonuna kadar giden, sözlerinde sansürsüz olup diğerlerinin söylemeye çekindiklerini söyleyendir. Risk ve kaostan korkmayan bu özgürlük savaşçısı asi, etkisiz ya da güçsüz kalmaktan korkar ve gölgesinde karanlık tarafa çekilebilme ve suç işleme potansiyellerini taşır. Sosyal konulara kayıtsız kalmayan ve aklına koyanı yapan bu korkusuz arketip; diğer insanlarla bireysel seviyede ilişki kurmakta ve güvenmekte zorluk yaşayabilir; kendisi için kullanılan diğer isimler ise devrimci, vahşi ve put yıkıcıdır.

Büyücü: Hayattaki temel arzusu evrenin işleyiş esaslarını anlamak olan ve simya, gizem, bilgelik, güç ve dönüşüm ile özdeşleştirilen bu arketip; idrak, akıl, sezgi, iyi niyet ve yardımseverlik özelliklerine sahip olması sebebiyle genellikle diğerlerini koruyan ve onlara yol gösterendir. Lord of the Rings’deki Gandalf, Star Wars’taki Yoda ya da Matrix’teki Morpheus’un örnek oluşturabileceği büyücü arketipi, gizli öğretinin taşıyıcısı olarak da bilinir. En büyük yeteneği herkesin kazandığı çözümler üretebilme becerisi olan bu kişilik negatife kaydığında manipülatif olma potansiyeli taşır. Arthur C. Clarke’ın dediği gibi; yeterince ilerlediğinde sihirden ayırt edilemeyecek olan teknolojinin, insanlığın avantajına nasıl kullanılacağı da bu arketipin ilgisini hayli cezbeder. İçinde bulunduğumuz düzlemin sınırlı algı kapasitesi sebebiyle bütünüyle idrakinde olamasak da evrenin her yerindeki bilincin içine dahil olduğu ilahi sistemin kural, kod ve kanunlarını merak eden bu arketip için kullanılan diğer isimler ise şaman, kutsal, kâşif, vizyoner, şifacı ve Tanrı/Tanrıçadır.

YAŞAMIMIZ VE ARKETİPLER

Çoğunda kendimizden parçalar görsek de birkaçında kendimizi bulduğumuz, yolda tanıdıklarla da karşılaşıp anlam kattığımız, kolektif bilinçdışımızın yaratımı, iç içe geçmiş kişilik tanımları; arketiplerimiz, her birimizde mevcut olan organik maske kimliklerimiz… Dinamik bir varlık olarak insan; hem yedisinde neyse yetmişinde de o hem de beş dakika önceki kendisiyle şimdiki bir. Temeli az çok sabitken her anıyla kendini yeniden yenileyecek kadar değişken. Neticede; tek taraflılık, sabitlik ya da tek yönlülüğün aşırı baskınlığı; her aşırılık gibi bu da zararlı. Jung da sağlıklı bir kişiliği bu aşırılığı aşmışlığa bağlamış ve aşkınlık (transcendence) demiş adına. Kişiliği meydana getiren öğelerin tek bir tarafa olan dengesiz baskınlığı yerine karşıtların ortaklığı yani düalizmin olmadığı, uçların birleşip bütünlüğün ortaya çıktığı bir kişilik. Karakterinin karşıt yönlerinin farkında olması, tüm bunları içinde barındırdığının ve canlı olarak yaşattığının aydınlığına kavuşması; özün dengeli halinin yeniden keşfi ve kişinin kendisini gerçekleştirmesi. Bu sayede; diğerlerinin doğrularını kendi doğrusu gibi görmeyip düşüncelerinde özgürleşmesi, kendi zihin haritasını kendisi çizmesi, bireyselleşmesi.

Çocukken hangi yönlerimizin pekiştirildiği ya da bastırıldığı, yetiştirilme tarzımız, travmalarımız, örnek aldığımız kişilikler, genlerimiz, hormonlarımız, zihinsel ya da fiziksel rahatsızlıklarımız, karmik derslerimiz, yaşam hedefimiz ve testlerimiz; tümü bizi biz yapan kişiliğimizin belirleyici unsurları. Jung’un arketipleri de kendimize ayna tutmak, farkındalık kazanarak sabitleşmiş ve kalıplaşmış, düzene dönmüş ama çıkış kapısı bulanıklaşmış benlik parçalarımıza ışık tutmak için ve aslında birbirimizden hiç de farklı olmadığımızı hatırlamak için konu oldu bu seriye. Amaç ne kişiliğimizi sabit bir kavram gibi görüp üzerimize çıkarması imkânsız etiketler yapıştırmak ne de kendimizi ve başkalarını yargılamak. Tüm arketiplerin birbirinin varlığına ihtiyacı var neticede; birbirleriyle etkileşimine, uyum, birliktelik ve uç noktaların çarpışım ve kesişimine. Çünkü ruhun tekamülü bunu gerektiriyor ve biz de zaten bunun için burada, bunun için gölgelerle savaşıyoruz.

 

Kaynak:

https://davidelovetere.com/jungian-archetypes-and-their-meaning/

https://knowyourarchetypes.com/

 

Yorumlar