Ellerimizde şifa düğmeleri var

Eliniz vücudunuzun uzak kumandası olsaydı neler yapmak isterdiniz? Migreni geçiren bir düğme, boyun ağrınızı dindiren bir düğme, kronik hastalıkların iyileşmesini destekleyen yüzlerce başka düğme… Güney Koreli doktor Park Jae Woo’nun Su Jok yöntemi, bu kumandanın haritasını herkesin kullanabileceği şekilde veriyor. Üstelik çok hızlı etki ediyor, yan etkisi de bulunmuyor. Su Jok hakkındaki detayları Türkiye’nin ilk Su Jok uzmanlarından İlknur Ünal ile konuştuk.

Su Jok kulağa çok farklı geliyor. Hangi dilden geliyor? Anlamı nedir?

Kore dilinde su el, jok da ayak demek. Su Jok tüm bedenin ele ve ayaklara yansıması demek. Yani bedenin bir kopyası ellerimizde, ayaklarımızda, parmaklarımızda, hatta parmaklarımızın uç boğumunda da var. Ulaşmak ve dokunmak daha kolay olduğu için biz daha çok elden bahsediyoruz.

Bu yansıma noktaları sadece el ve ayakla mı sınırlı? Yüzümüzde de var mı mesela?

Evet var. Vücudumuzda 72 bin akupunktur noktası var. Bütün bedenin yüze yansıması da var, bütün bedenin sadece buruna yansıması da var. Dirseğimin içine yansıması da var, dışına yansıması da var.

Bu yansıma sistemine ne ad veriliyor?

Uygunluk Sistemleri deniyor. Vücudun aynısı belli bir yere kopyalanmış gibi düşünün. Mesela omzum ağrırken omuzlarıma masaj yaptırabilirim ama böbreklerim rahatsızken elimi böbreklerimin içine sokamam. Bu amaçla, sinyali böbreğe gönderecek bir harita var, onu kullanıyorum.

Geometrik kuralların sürekli tekrar ettiği fraktal geometriyi çağrıştırıyor sanki…

Kesinlikle öyle…Bir çam ağacının bir iğnesinde bütün ağacı görebiliyoruz. Onlar bir araya geldiklerinde çam ağacı dediğimiz varlık oluşuyor. Biz de 50 trilyon hücreden oluşuyoruz. Hücreler bir araya geldiklerinde farklı farklı fonksiyonlarını yerine getiriyor, yani hücreler fraktal oldukları için biz insanız. Dolayısıyla her şey, en küçük birime fraktallar ile bağlı. Bir şeyi ne kadar tekrar edersen o şey o kadar güçlenerek büyüyor. Vücudumuzdaki o haritaların gizli olduğu yerler de fraktallar. Onun içinde de bir harita var ve o haritanın içinde de bir harita var.

Ayaktaki refleksoloji haritası ile Su-Jok sistemi aynı mı?

Bütün teknikler iyileşmeyi vadediyor. Ama kimisi daha hızlı sonuç veriyor. Bir yere uçakla da gidebilirsiniz, otobüsle de…  Su Jok uçakla gitmek gibi.

KENDİ KENDİNİ İYİLEŞTİREBİLİRSİN

Biraz Su Jok’un ortaya çıkışından bahsedelim mi?

Güney Koreli bilim adamı, doktor, profesör Park Jae Woo, yıllarca akupunktur tedavileri yapıyor ve ellerde vücudun bir kopyası olduğunu keşfediyor. Buna da “yüzyılın en önemli keşfi” diyor çünkü anında etkili sonuçlar alınıyor. Su Jok’a son halini 1984 yılında veriyor. Çeşitli ülkelerde Su Jok federasyonları kuruluyor. Su Jok şu anda Rusya’da dört yıllık fakültesi olan çok etkili bir kendi kendini iyileştirme yöntemi. Tabii Su Jok’un el ayak yansıma noktalarından da öte, meridyenlerle ve enerjilerle bağlantılı kısımları var. Ancak biz bu röportajda Standart Sistem’den bahsediyoruz. 2010 yılında vefat eden Prof. Dr. Park Jae Woo da halka uygun olan bu sistemi ön plana çıkarıyor. Diğer yöntemler, hekimler tarafından iğneler kullanılarak uygulanabiliyor.

O zaman bizlerin uygulayabileceği Standart Sistem’den bahsedelim biraz…

Bedenimizin bir kopyası elimizde var ve Standart Sistem’de bedendeki sorunlu bölgenin eldeki yansımasını bulur, o noktayı bastırarak, ısıtarak ya da tohum bantlayarak manipüle eder ve böylece iyileşmeyi sağlarız.

Manipüle ettiğimizde ne oluyor?

Bizim bir konfor alanımız var. Ne üşümek istiyoruz ne sıcaklamak istiyoruz. Elde doğru noktayı bulduğumuz zaman işte bu konfor alanımızdan biraz çıkmamız gerekiyor.  Doğru noktayı bulup çok sert bir manipülasyon olmamak kaydıyla konfor alanının dışına çıkacak şekilde uyardığımızda % 10 ile % 90 arasında iyileşme sağlayabiliyoruz.

Peki o sırada arka planda neler oluyor?

Bedenimizde her şey birbiri ile bağlantılı… Tıpkı kan damarları gibi bedenimizi saran enerji meridyenleri var. İnce çizgiler halinde enerji akışları gibi düşünün. Bu meridyenler tüm sistemleri birbirine bağlıyor. Yaşam enerjisi bu meridyenler üzerinden akıyor. Eğer bir blokaj varsa akışta da azalma ya da aşırı artış oluyor. Şimdi elinizi vücudun uzaktan kumandası gibi düşünün. Bu enerji akışını dengelemek için eldeki yansıma noktasını manipüle edince enerjiyi dengeliyorsunuz.

“ÇOK ETKİLİDİR AMA YAN ETKİSİ YOKTUR”

O zaman şu soru geliyor aklıma, ben Su Jok’u yanlış kullanırsam dengeyi bozar mıyım?

Su Jok anında etkilidir ve yan etkisizdir. Yanlış yaparsan, yanlış yere yapmış oluyorsun, en fazla o yansıma noktasını gereksiz yere biraz acıtmış olursun. İyi akan enerjiyi bozamazsın.

Yani dış manipülasyon ile bir şeyi bozamıyorum, bozulan bir şey varsa nedeni içsel hallerim, duygularım mı?

Duyguların, düşüncelerin, uyku düzenin, sosyal ilişkilerin, beslenmen; bütün bunların sonucunda bir noktada oluyoruz.

Bedenin eldeki yansımalarını biraz açabilir miyiz? Nerede ne var?

Baş parmak başımı, kenardaki kısa parmaklar (işaret ve serçe parmaklar) kollarımı, ortadaki iki uzun parmak (orta ve yüzük parmaklar) da bacaklarımı temsil ediyor. Avucumun içinde iç organlarım, avucumun arkasında yani elimin üzerinde de omurgam ve böbreklerim var. Nasıl böbrekler bedenimin arkasındaysa, elimin de arkasında. Buna Su Jok’ta yin ve yang ayrımı deniliyor. İç tarafta, yin tarafta, yani avucumun içinde iç organlarım var. Yang yani dış tarafta da omurgam ve böbreklerim var. Bu kadar basit aslında.

Benim sağ dirseğim ağrıyor ne zamandır. Hadi onu Su Jok ile nasıl destekleyebileceğimi anlat.

Serçe parmak ve işaret parmak kolları temsil ediyor demiştim. Sağ kol olduğu için sağ elimdeki yansıma noktasını bulmalıyım. Yansıma noktasını bulurken avuçlarım hep dışa dönük durmalı. Bu durumda sağ elimi dışa doğru çevirdiğimde sağ kolumu sağ işaret parmağımın temsil ettiğini bulurum. Ama parmağımın üç boğumu var, şimdi dirseği bulacağım. Parmağımın ilk boğumu elimdir, ikinci boğumu dirseğimdir, üçüncü boğumu da omuzumdur. Dirseğimde bir ağrı arıyorsam ikinci boğuma bakabilirim. Ağrı dirseğin içindeyse boğumun içinde, dirseğin dışındaysa boğumun dış yüzeyinde ararım yansıma noktasını.

Bir de boyundan örnek verelim. Ense bölgesinde ağrı çeken birisi ne yapmalı?

Baş bölgem baş parmağımdı hatırlarsan. Baş parmağım iki boğumdan oluşuyor. Birinci boğumun iç tarafına yüzüm yerleşiyor, ikinci boğuma da boynum yerleşiyor. Yüzümün arkasında da kafatasım var, baş parmağımın tırnağı da işte kafatasımı temsil ediyor. Hemen onun altında ense var. O zaman boynum neresi? İkinci boğum. Yani baş parmağımın ikinci boğumu boynum, o boğumun arkası da ensem. Yani yang taraf. Çizimlere bakınca daha iyi anlayacaktır okuyucular. Eğer kişinin tiroid sorunu olsaydı ikinci boğumun iç kısmına yani yin kısmına bakacaktık.

Peki yansıma noktasını bulduk. Ensem ağrıyor, baş parmağımın ikinci boğumunun arkasında çalışmalıyım? Nasıl?

Eğer Su Jok’la ilgiliyim, sürekli olarak uygularım diyorsan Su Jok’un bazı aplikatörlerini kullanabilirsin. Teşhis çubuğu var örneğin. Çubuk ile o bölgede arama yapıyor ve tam ağrının yansıma noktasını buluyoruz. Küçük bir noktada yastıkçık dediğimiz yapıyı buluyoruz. Böyle ağrılı, kıtır kıtır bir nokta. Bilye uygunluğu deniliyor buna da… O noktayı bulunca kendimi çok fazla irrite etmeden ama konfor alanının dışına da çıkacak şeklide teşhis çubuğu ile masaj yapabilirim. Biraz masaj ile boynundaki rahatlamayı hemen hissederim. Sonra “moksa” dediğimiz, pelin otundan yapılmış beden tütsüleri var. O tütsüyü yakıp yine aynı bölgeye, kesinlikle değdirmeden ısı uygulayabilirim. Sorunlu bölge zaten ısıyı kendine doğru hemen çeker.

Evet bunu deneyimledim, minicik bir alanda minicik bir nokta çok daha fazla ısınıyor. Ne oluyor o sırada o noktada?

O nokta önce ısıyı çok hissediyor, sonra yavaş yavaş hissetmemeye başlıyor. İşte o zaman oradaki blokaj her ne ise bunun ortadan kalktığını anlıyorum. Ama yine de teşhis çubuğumla ufak noktalar bulup bu sefer de tohumları devreye sokuyorum. Yan teşhis çubuğu ile doğru noktayı buldum, manipüle ettim, moksayla ısıttım, üçüncü aşamada da tohumları bağlıyorum.

Tohumlara geçmeden önce bir de senin “mucize yüzük” dediğin Su Jok yüzüğünden bahsedelim.

“Ben bunları yapamam, o noktalardan anlamam” diyenler için de akupunktur yüzüğü var. Televizyonun karşısında, yürürken, otururken, seyahat ederken, tatilde, yani her yerde parmaklarınıza masaj yapabileceğiniz bir yüzük. Çıkıntılı uçlarıyla akupunktur noktalarındaki enerji blokajlarını kaldırıyor, fazla ya da az enerjiyi dengeliyor. Orada da yine konfor alanından biraz çıkmak gerekiyor. Yani birazcık parmaklarınız kızarsın, biraz rahatsız olsun.  Bu arada yüzük sadece standart sistem Su Jok uygulamıyor, aynı zamanda meridyenleri de uyarıyor. Parmaklarımızın ucundan çok sayıda meridyen geçiyor. Özellikle tırnak kenarlarında meridyenler yoğundur. Zaten yüzüğü uygularken en çok oralar acır. Yüzüğü daha çok oralara uygulayanlar olağanüstü iyileşmeler yakalıyor. Yüzük vidalı… Açık halini de avucumun içinde ve elimin üzerinde uygulayabiliyorum. İstersem ayaklarımda da masaj için kullanabilirim. Örneğin aşil tendonunda midenin yansıması var. Gastrit, ülser gibi nedenlerle mide ağrısı çekiyorsam derhal hem elimdeki yansıma noktasına hem de aşil tendonundan aşağıya topuğa doğru yüzüğün açık hali ile masaj yapabilirim.

O zaman gelelim tohumlara…

Akupunkturda nasıl bazı noktalara iğne uygulaması yapılıyorsa biz de iğne yerine tohum kullanıyoruz. Kişinin kendi kendinin doktoru olması burada devreye giriyor işte. İğnenin yaptığı derinin bir milimetre altına girerek oradaki enerjiyi azaltarak ya da artırarak dengelemek. Burada iğnenin yönü önemli. Biz de aynı etkiyi tohumu uygun yönlerde kullanarak yaratıyoruz. Ama enerjiyi artırmak ya da azaltmak hekimlerin alanı olduğu için biz sadece dengelemeye odaklanıyor ve tohumları yansıma noktasının üzerine yatay yapıştırıyoruz. Nasıl bir hortum kıvrılınca suyun akışı kesilir, bizim tohumu bantlamamız da işte o hortumu düzeltmek gibi bir etki yaratıyor.

TOHUMLAR YAŞAM POTANSİYELİNİ BEDENİMİZE AKTARIYOR

Tohum bu etkiyi nasıl sağlıyor?

Tohumun içinde bir yaşam potansiyeli var. Küçücük bir meşe palamudu koskoca bir meşe ağacı oluyor, yüzlerce yıl yaşıyor. Tohum, bedenimizle buluştuğunda bizi de toprak zannediyor çünkü bedenimizin yarısı su, yarısı toprak. Toprak olarak algıladığı için potansiyel enerjiyi benim bedenime gönderiyor. Bedenimdeki toksini de alıyor. Rusya’daki Su Jok Üniversitesi’nde laboratuvar ortamında deneklerden alınan tohumlar kontrol edildiğinde toksik madde ile dolu oldukları, yaşam enerjilerinin sıfırlandığı görüldü.

Hangi durumlarda hangi tohumları kullanabiliyoruz?

Biz eğitim alırken kimyon tohumu, hardal tohumu, kartop tohumu gibi örnekler anlatılıyordu. Bunlar Çin topraklarına uygun tohumlar. Ben onların enerjilerini araştırdım. Bazılarının yerine bizim topraklarımızda olan en yakın tohumları koydum. Pankreas için üzüm çekirdeği, cilt için elma çekirdeği, gözler ve göz çevresi için göz bebeğine benzeyen karabiber tohumu, akciğer için karabuğday tohumu ya da üzüm çekirdeği. Üzüm çekirdeği pankreasa çok benzer, bir de akciğere… Bitki neye benziyorsa, hangi organa benziyorsa direkt o organa bir etkisi var. Yani midenin o uzun kıvrımlı bölgesi kayısıya benziyor, rengi de sarı. Mide bölgesine kayısı çekirdeği kullanıyorum.

Mide rahatsızlıklarının sindirilemeyen bazı duyguları yansıttığını biliyoruz. Ama bazıları duyguları ile başa çıkmakta zorlansa da mideleri sapasağlam oluyor. 

Bunun cevabı eş organlarda… Mide-dalak-pankreas eş organlardır. Midemde bir sıkıntım yoktur ama dalak ya da pankreas etkilenir. Kalp ile ince bağırsak eş organdır. Glüten toleransı olan kişinin kalple ilgili de sıkıntısı vardır. İnce bağırsakta enerjiler öyle azalmıştır ki kalp yükselmiş, yükselmiş, ince bağırsağın enerjisini çekiyordur. Kalbin enerjisini biraz azaltmak ve ince bağırsağın enerjisini biraz arttırmak iyi gelir. Tohum kullanırken her iki organ da düşünülmeli. Kalp ve ince bağırsak, üzüntü, sevinç, sevgi, elem keder duygularını depolar. Burada sorun yaşayan insanlar sevgiyi almak ve vermek konusunda sert ve tepkili olabilirler.

Yani kendimizi tanımak için de bir yol aslında. Şimdi şöyle başlayalım o zaman. Bildiğim hiçbir sorunum yok bildiğim ama Su Jok’tan faydalanmak istiyorum. Nereden başlayalım?

Önce standart sistemdeki yansıma noktalarını öğrenmekle başlamak gerek. Kişi hiç uğraşmak istemiyorsa yüzük kullanmak bile etkili olur.

Tohumları yansıma noktalarında ne kadar tutabiliyoruz?

Yakın zaman önce başlamış durumlarda 10 seans yeterli olur. Kronik problemlerde ise gün aşırı olmak üzere toplam 21 seans öneririz. Su Jok Federasyonu en az altı, en çok da on iki saat kalsın diyor. Ben akşam çok fazla elimi ıslatmayacağım için yatmaya yakın bantlıyor, hatta elimini tohumla biraz manipüle ediyorum. Tohum bantlandığı için zaten karanlıkta. Gece karanlığı da eklenince o ortamda potansiyel enerjiyi bırakıyor.

Tohumları nasıl muhafaza ediyorsun peki?

Tohumları genellikle karanlıkta saklamayı tercih ediyorum. En fazla bir yıl tutuyorum, bir yıl sonra yenisi ile değiştiriyorum. Şu an elimde muşmula, iğde, hurma, yaban mersini, kimyon, karabiber, karpuz, kabak çekirdeği, fasulye, mercimek, kayısı, şeftali gibi aklına gelebilecek her şeyin tohumu var. Kapalı kutuda saklıyorum, arada bir çıkarıp havalandırıyorum. Tabii bir meyvenin çekirdeğini hemen kullanmıyorum. Önce 15-20 gün iyice kurumasını bekliyorum.

Tüm bu uygulamaların etkisi kalıcı mı?

Etkisi kalıcı ama bir de duygularımız var. Burada en önemli şey hastalıkla duygularımızın ilişkisinin farkında olmak. Hastalığın sebeplerini dışarda aramaya devam edersem tekrar edebilir. Ama kendi içimde ararsam, örneğin kalp krizini sevmeyi ve sevilmeyi kabul edemediğim için yaşadığımı fark edersem kalıcı iyileşmeyi sağlarım. Benim de yıllardır süren boyun ağrım var, Su Jok’la da geçiremedim çünkü biliyorum ki bir şeyi kabul etmekte inat ediyorum ama henüz kökenlerini bulamadım. 

Yeditepe Üniversitesi’nde doktorlara Su Jok eğitimi verdiğini biliyorum. Nasıl tepkiler aldın?

Genellikle iyiydi ama olumsuz tepki veren, birkaç defaya köşeye sıkıştırmaya çalışanlar da oldu. Şahsımla ilgili değil, sistemle ilgili soru işaretleri vardı. Ama sonra konuya ne kadar hakim olduğumu ve bu konuda ne kadar göz nuru akıttığımı anlayınca onlar da hem saygı hem sevgi gösterdiler. Şehir dışından bile gelenler oldu. Su Jok zaten Türkiye’de Sağlık Bakanlığı tarafından da tanınmış bir terapi yöntemi…

FİZYOTERAPİ ÖĞRENMEK İSTEDİM, TABİRİ CAİZSE KOVULDUM

İlknur sen voleybolcusun, Su Jok ile yolun nasıl kesişti bir de onu anlatır mısın?

Okulu bitirdim ve atamalar gerçekleşti ancak öğretmenlik yapmak ve tek öğretmen maaşı ile İstanbul’da geçinmeye çalışmak beni tatmin etmedi. Başka neler yapabilirim diye bakarken 2000 yılında Türkiye’nin en eski yoga hocalarından rahmetli Adnan Çabuk ile tanıştım. Önce yoga eğitimimi tamamladım, ardından henüz kimse pek bilmezken pilates eğitimi aldım. Hatta yogalates diye bir sistem geliştirdim. Öğrencilerim çok tanınmış insanlardı, bel ve sırt ağrıları vardı. Ancak bedeni çalıştırmak yerine sohbet ederek rahatlamayı tercih ediyorlardı.  Çok güzel vakit geçiriyorduk evet ama benim bu ağrıları da iyileştirmem gerekliydi tanınır olmak için. Bu ağrıları başka nasıl geçiririm diye araştırmaya başladım. Fizyoterapi eğitimi alabilir miyim diye baktım, birkaç hastane gezdim, tabiri caizse kovdular beni. Sonra refleksolojiyi keşfettim, eğitimini aldım. Eşe dosta uyguluyorum, çok iyi hissediyorlar ama ağrı geçmiyor. Altı ay haftada en az üç kez uygulamadan sonuç alınamıyor. Ama buna da kimsenin bütçesi yetmiyor. Araştırmalarım devam ederken internette Özbek Rıdvan Muzhdabayev Şirin’e rastladım. Ankara’da iki günlük Su Jok eğitimi veriyormuş. Bundan on yıl önce internette öyle fazla yorum falan da okunamıyordu, bir cesaret kayıt oldum, iyi de para ödedim ve gittim. Yolculuk sırasında soğuktan belim tutuldu. Daha ben eğitim salonuna girerken hoca halimi gördü, elimi aldı, belin yansıma noktasına bir şeyler yaptı, elim acıdı diye ben biraz bağırdım, hopladım. Sonra bir baktım ki belim açılmış. Eğitimi pür dikkat dinledim. Tüm malzemeleri edindim. Hatta İstanbul’a dönüşte uçakta yanımda oturan beyefendinin tutulmuş olan boynunu açtım. “Hanımefendi elimi çürüttünüz ama boynumu açtınız” diye teşekkür etti.

SU JOK’U ÖNCE SUCUK-EKMEK ZANNETTİLER

Sonra da hiç bilinmeyen bu yöntemi anlatmaya başladın ve nasıl tepkiler aldın?

Önce yakın arkadaşlarıma uygulayayım dedim. Bir akşam eve davet ettim, Su Jok partisi var, herkes şarabını alsın gelsin diye. Kızlar gelince şoke oldular çünkü sucuk-ekmek partisi sanmışlar. Sucuktan Su Jok’a geçebilmek bir yılımı aldı. Çok basit geliyor insanlara, algılayamıyorlar ve dolayısı ile inanmıyorlar. İlk beş yıl bunu kişisel algıladım, beni sevmediklerini sandım. İnsanlara zorla uygulamaya çalıştım. Vakaların yarısından sonuç alamıyordum sonra fark ettim ki zorla uyguladığım için… Kişi istemeyince ağrıdan da ağrıya neden olan duygusal meseleden de özgürleşmek istemiyor.

Şimdi insanlar en çok hangi şikayetlerle Su Jok’tan fayda görmek istiyorlar?

Donuk omuz, bel fıtığı, tenisçi dirseği, omurga problemleri, insülin direnci ve nefes darlığı başta olmak üzere birçok sorunla geliyorlar. 

HANGİ ORGAN İÇİN HANGİ TOHUM?

Beyin: Ceviz

Göz: Karabiber

Aşırı sıcak el ve ayak: Beyaz Fasulye

Aşırı soğuk el ve ayak: Kırmızı Fasulye

Böbrekler: Beyaz Fasulye

Karaciğer: Yaban mersini

Kalp: Kırmızı meyvelerin çekirdekleri

Pankeras: Üzüm çekirdeği

Akciğer: Karabuğday

Mide: Kayısı çekirdeği

Kalın Bağırsak: Kabak çeğirdeği, üzüm çekirdeği, kimyon

Cinsel istek (kadınlarda): Şeftali çekirdeği

Omurga: Karabiber, yuvarlak Tohumlar

Tenisçi Dirseği: Yeşil mercimek

 

 

 

 

Yorumlar