f
Deja Vu: Hala araştırılan büyük gizem
Photo by David Matos on Unsplash

Sadece birkaç saniye sürmesine rağmen belki de insan zihninin deneyimlediği en garip ve ürpertici olay, Deja Vu, yani ilk defa yaşadığınız düşündüğünüz bir anı önceden yaşamış olma hissi. Fransızca’da “önceden görülmüş” anlamına gelen bu garip fenomeni, çoğumuz hayatımızda en az bir defa deneyimliyoruz. Epileptik nöbet geçirenlerde de sıkça görülen Deja Vu, böyle bir hastalığınız yoksa tamamen doğal ve zararsız. Ancak, neden deneyimlediğimiz konusu hala gizemini koruyor. Belki de Matrix filminde Trinity’nin Neo’ya dediği gibi sistemdeki bir “glitch”, yani kısa süreli bir arıza, belki bilim insanlarının ortaya attığı gibi beynimizin bir hatası, belki paralel evrenlere zaman yolculuğu, belki de doğru yolda olduğumuzu gösteren bir işaret. Gelin bu büyük gizemi açıklamak için ortaya atılmış teorilere göz atalım.

FİZİKSEL AÇIKLAMALAR:

Öncelikle kavramın doğası gereği araştırılmasının çok zor olduğunu belirtmekte fayda var. Nasıl oluştuğu bilinmediğinden insanlara Deja Vu yaşatıp beyinlerinde olup bitenleri gözlemleyemiyoruz. Ek olarak, çok kısa sürdüğü için doğal olarak gerçekleşen bir Deja Vu’yu da anında yakalayıp incelemek zor. Ancak, bilim insanları şu günlerde hipnoz ve sanal gerçeklik (VR) kullanarak deneylerinin katılımcılarına Deja Vu yaşatıp bu fenomeni araştırmaya ve açıklamaya çalışıyor.  

KISA DEVRE Mİ?

İlk teorimize göre Deja Vu’nun sebebi, mükemmel olmayan beynimizin kısa devre yapması, yani bir hatayla yüzleşmesinden kaynaklanıyor. Normalde karşılaştıklarımız ya da öğrendiklerimiz, beynimizin önce kısa süreli hafızasına gidiyor ve bize büyük bir duygu yaşatmışsa ya da tekrarla pekiştirilirse uzun süreli hafızaya giderek öğrenilmiş ya da ezberlenmiş oluyor. Deja Vu durumunda ise zihnimiz bulunduğumuz anı önce kısa süreli hafızaya göndermek yerine bir hata sonucu direkt uzun süreli hafızaya iletiyor ve biz o anı önceden biliyormuş hissine kapılıyoruz.

BEYNİN KATEGORİ ÇALIŞMASI MI?

Farklı bir açıklama ise zihnimizin nasıl öğrendiğiyle ilgili. Beynimiz gelen bilgileri sürekli olarak kaydediyor ve bunu yaparken önceden bildiklerini de gözden geçiriyor. Eğer, daha önce yaşadığı bir durum, bulunduğu yer veya bildiği bir bilgiyle şimdi karşılaştığı arasında benzerlik varsa bunları bir araya getirip kategorileştiriyor ve aynı yerde depoluyor. Teoriye göre ise Deja Vu, aslında o anı ilk defa yaşasak da hafızamızın onu benzer ve önceden karşılaşılmış bir durummuş gibi algılaması sebebiyle meydana geliyor.

GECİKMİŞ SİNYALLER Mİ?

Bilim insanlarının öne sürdüğü bir başka teoriyse duyu organlarından beyne giden sinyaller arasındaki gecikme. Bizler; görme, duyma, koklama, dokunma, tatma gibi duyu organlarımız vasıtasıyla dış dünyayı deneyimler ve onlardan beyne giden sinyaller sayesinde ne olduklarını tanımlarız. Bu açıklamayı savunanlara göreyse Deja Vu, bu sinyallerin geç gitmesi sonucu yaşadığımız bir durum. Benzer bir açıklamaya göreyse, beynimizin iki lobunu birbirine bağlayan corpus callosum isimli bölümdeki nöral ağlarda meydana gelen bir aksama buna sebep oluyor. Beynin iki tarafındaki iletişimi sırasında verilerin zamansal olarak birbiriyle örtüşmemesi yani bir lobdan diğerine daha geç gitmesi sebebiyle Deja Vu yaşıyoruz.

Son bilimsel teorimize göre İse Deja Vu’nun sorumlusu beynimizde “rinal korteks” denen ve bize bir şeyin tanıdık olduğu sinyalini veren bölge. Bu bölgenin bilinmeyen bir sebepten ötürü uyarılması da anın tanıdık gelmesine yani Deja Vu yaşamamıza sebep oluyor.

 

SPİRİTÜEL AÇIKLAMALAR

Önceden hiç bulunmadığınız bir mekânda, benzerini yaşamadığınız bir anda, hatta bir saniye sonra olacakları da tüm detayına kadar hatırladığınız bir Deja Vu yaşadınız mı? “Son Durak” filminden bir kare gibi gelse de böyle bir Deja Vu deneyimlediyseniz, merkeze beyin aktivitelerini koyan teorilerde sadece bulunduğumuz anın açıklandığını ama sonra olacağı bilmenin açıklanmadığını fark edersiniz. Çünkü böyle bir deneyimde artık devreye; altıncı his, duru görü, zaman, eski yaşamlar ya da paralel evren gibi kavramlar giriyor. Bilim, kanıta dayalı göstergelerle ilerlediği için bu kavramlardan bazıları yavaş yavaş doğrulanırken bazıları hala teori aşamasında; bu sebeple bunlar Deva Vu araştırmalarında henüz hesaba katılmayan konular. Ancak, spiritüel taraftan bakıldığında “mümkün”lüğün sınırları genişliyor ve farklı radikal açıklamalar ortaya çıkıyor.

REENKARNASYONLA MI İLGİLİ?

Teorilerden ilki; reenkarnasyonla ilgili. Önceki yaşamlara inananların savunduğuna göre öldükten sonra bir kapı kapanıyor ve sonraki hayatımıza yeni bir kapıdan giriyoruz. Bu; birbiri ardına öğrenmemiz gereken dersleri öğrenmek için yaşadığımız farklı yaşamlar arasındaysa ufak değişiklikler oluyor. Yani; bir hayattan diğerine geçerken uçtan uca değişimler yerine ufak değişiklikler deneyimliyoruz. Bu teoriye göre, Deja Vu yaşadığımız sırada önceki yaşamlarımızdan bir anı yeniden yaşıyor ve akaşik kayıtlarımızda yer alan bu bilgiyi gerçekten de hatırlıyoruz.

UZAY-ZAMAN BÜKÜLMESİ

Benzer şekildeki farklı bir teori ise kuantum fiziğinin kanıtladığı uzay-zaman bükülmesiyle ilgili. Buna göre; biz zamanı sadece ileri doğru akan lineer bir şekilde deneyimlesek de aslında tek bir zaman diliminde yaşamıyor, birden fazla evrende, birden fazla zamanda aynı anda yaşıyoruz. Ek olarak, başlı başına ele alınması gereken ve oldukça ilginç bir konu olan kuantum fiziğiyle ilgili “non local consciousness” yani “lokal olmayan bilinç”e göre de bilincimiz beynimizde değil, aynı anda birçok farklı yerde bulunabiliyor. İşte bu teoriye göre Deja Vu, birden fazla yerde bulunabilen bilincimizin zamanda yaptığı bir yolculuktan fazlası değil. Bilinçli olarak farkındalığımızın olmadığı bu geçişler sırasındaki zaman kayması bize bulunduğumuz anı yeniden deneyimliyormuş hissini yaratıyor.

 

YOKSA PARALEL EVRENLER Mİ?

Bir diğer teoriyse paralel evrenler hakkında. Ünlü fizikçi Steven Weinberg’in çoklu evren teorisine göre biz içe içe geçmiş paralel evrenler arasında yaşıyoruz ve hangisinde bulunduğumuz frekansımıza bağlı olarak değişiyor. Örneğin; en sevdiğiniz radyo kanalını düşünün ve onun bulunduğu frekansa gitmek için radyonuzu ayarlıyor ve keyifle dinliyorsunuz. Bizler de aynı radyo gibi bulunduğumuz frekansın evrenini yaşıyor; birbirine oldukça benzeyen sonsuz paralel evrenlerde frekansımız değiştikçe ya da seçimler yaptıkça farkına varmasak da kanal değiştiriyoruz. Bu paralel evrenlerin farkları o kadar az ki; o sırada telefon görüşmesi yapmakla önce kahvenizi hazırlamaya karar vermek arasındaki saniyelik ve ufacık seçim farkı bizi iki ayrı potansiyel realiteye taşıyabiliyor. Ünlü fizikçi ve yazar Michio Kaku’nun da öne sürdüğü bu teoriye göre, paralel evrenlerden birindeki biz ile mevcut farkındalığımızdaki biz o an aynı yerde bulunup aynı şeyi yapıyor. Bu kesişim de bizim Deja Vu yaşamamıza sebep oluyor. Yani; aynı anda çeken frekansları sebebiyle üst üste duyduğumuz iki radyo kanalı gibi.

NADİR BİR AN OLDUĞUNU FARK EDİN

Son spiritüel perspektife göreyse Deja Vu, bulunduğumuz durumun olmamız gereken yer ve zaman olduğunun bir göstergesi. “Gold nugget” yani “altın kesesi” denilen bu işaretler bize doğumdan önce seçtiğimiz hayatta doğru yolda olduğumuzu belirten izler. İç ses de denilen içgüdünün, eşzamanlılıkların (synchronicity) ve bazı rüya, kişi ve olayların tanıdık gelmesinin sebebi de bu altın keseleri. Ek olarak; bir dersin tamamlanması ve farklı bir gerçekliğe geçiş de önsezi içeren rüyaların ve Deja Vu’nın gerçekleşmesine sebep olarak görülüyor. Dolayısıyla; bir dahaki Deja Vu deneyiminizde durup, bulunduğunuz anın özel ve nadir olduğunu hatırlayarak anlayışınızı yükseltin. Derin bir anlama sahip olma potansiyeli olan bu anda; düşündüklerinizi, verdiğiniz kararları ve hayatınızı gözden geçirin; belki de evrenin size hatırlatmak istediği bir şeyler var.

Kaynaklar

https://www.scientificamerican.com/article/can-science-explain-deja-vu/

https://www.researchgate.net/publication/235773843_Crossing_the_Threshold_Non_local_Consciousness_and_the_Burden_of_Proof

https://www.ask-angels.com/spiritual-guidance/deja-vu/

 

Yorumlar