Bedende minimalizm: Ayurveda

Biriktirme, kullanacağımızdan fazlasını alma, aldığımızı tıklım tıkış dolaplara sokuşturma ve belki de uzun süre kullanmama ya da kullanmak istediğimizde bulamama hepimizin zaman zaman başına geliyor. Bu aralar pandemi sebebiyle evlerde çok sık zaman geçirilmesi, sosyal medyada “yaşam alanlarında minimalizm” paylaşımlarının artması, ücretli film kanallarında konuyla ilgili yer alan “sadeleşerek özgürleşme” serileri daha da önemlisi sağlığın her şeyden üstün olduğunun kötü tecrübelerle anlaşılması, bu konudaki farkındalığı artırıyor. 

“Acaba daha azı bana yeter mi? Paramı neden evde benzeri olduğu halde bu tabaklara verdim? Beyaz gömleklerim varken neden sürekli beyaz gömlek alıyorum?” gibi sorular çoğu kişinin diline, en azından aklına yerleşti. Sorular artmaya başlıyor ve bir noktada da var olanın diğer rengini, benzerini veya gereksiz olanı alma eylemi duruyor.

“AMA", BEDENİN SİNDİREMEDİKLERİDİR

Ev, oda, dolap, çekmece, buzdolabı, telefon hafızası sadeleştirilirken, gereksiz olanlar ayıklanırken, yükler atılırken ve yeni yükler ilave edilmezken; daha hayati olan bedendeki yüklerle ilgili ne yapılıyor? Minimalizm akımı neden sadece bunlarla sınırlı kalsın? Elbette ki bedende minimalizm de mümkündür. Bunun için yaşam bilimi anlamına gelen ayurveda prensipleri biçilmiş kaftandır.

Ayurvedaya göre bedenimizde sindirim sistemimiz etkin çalışmadığında ortaya  “ama” çıkar. Sindirim sistemimizin düzgün çalışmama hali ne kadar uzarsa “ama” o kadar çok olur ve hastalığa zemin hazırlar. “Ama”, bedenimizdeki toksik yüktür, birikimdir. Bunu buzdolabımızdaki çürümüş meyveler ya da kiler dolabımızdaki güvelenmiş bakliyatlar gibi düşünebiliriz. Çürümüş meyveler ve güvelenmiş bakliyatlardan hayır gelmez ve onları atarız. Ancak bir yandan da bu bozulmaların önüne geçebilmek için çözüm ararız. Belki bir dahaki sefere saklama koşullarını değiştiririz, belki daha çabuk tüketmeye çalışırız veya daha az miktarda satın alırız. O halde bedenimizdeki “ama” için de aynı yolu izlersek hem bedenimizi temizler hem de bu toksik yükün yeniden oluşumunu önleriz.  Böylece biriktirmemeyi, sadeleşerek özgürleşmeyi yani minimalizm akımını bedenimize de adapte etmiş oluruz.

SİNDİRİMİN ATEŞİNİ YAKIN

“Ama”, “agni” denen sindirim ateşi ile ilişkilidir. Sindirim ateşimiz zayıf olursa “ama” ortaya çıkar, bu da vücuttan atıkların tahliyesinde sorun olduğu anlamına gelir. O halde sindirim ateşimizi yükseltmek, atıkların tahliyesini düzenler, “ama” oluşumunu engeller. Sağlıklı bir cilt, enerjik ve dengede bir yaşam, berrak bir zihin, güçlü bağışıklık hep sindirim ateşimizin yüksek olmasıyla gerçekleşir. Agniyi yükseltmek için genel olarak ayurvedik beden tipimize göre beslenmemiz gerekir. Bunun yanı sıra bedenimize uygun olmayan diyet listeleri kullanmak; düzensiz beslenmek; duygusal açlık sebebiyle yemek; katkı maddeli, doğal olmayan ve kapalı gıda tüketmek; buz gibi içecekler içmek; salt çiğ beslenmek; eski ve bozuk besinleri yemek ve uzun süre aç kalmak da agniyi zayıflatır, “ama” birikintisine sebep olur. Bunları yapmadığımızda agni yükselir, “ama” azalır.

NEYİ SİNDİREBİLİYORSAN O’SUN

Ayurveda gıdalara ve duygulara “neyi sindirebiliyorsan o’sun” prensibi ile yaklaşır. O halde sindirim ateşi agni sadece gıdalarla ilgili değildir; aynı zamanda duyular, duygular ve algılarla da ilgilidir. Agniyi bu açıdan yükseltmek için ise birikmiş duygularımızı bedenimizden tahliye etmenin, farkındalığımızı artırmanın yolu olan meditasyon ve nefes teknikleri önem kazanır. Hatta meditasyon ile bilinçli seçimler yapmanın yolu da açılacağından beden tipimize uygun gıdaları seçeriz ve sindirim ateşi agniyi her açıdan artırmış oluruz.

SÜRDÜRÜLEBİLİR SADELEŞME ÖZGÜRLEŞTİRİR

Yıllarca dokulara işlemiş olan “ama” birikintileri için evi dip köşe temizleyip gereksiz eşyaları elden çıkarma misali bir eylem gerekir ki bu ayurvedik detoks programı ile (panchakarma) mümkündür. “Ama” birikintisi nispeten az ise, kışlıkları kaldırıp yazlıkları çıkarırken “bu yaz bunun modası değil, giymem” veya “şu an bunun içine giremiyorum” şeklinde güncel duruma göre kıyafetleri ayırdığımız gibi; o anki bedensel dengesizliklere uygun beslenmeye geçerek “ama”yı ortadan kaldırabiliriz.  Sonrasında da biriktirme davranışından uzaklaşıp daha fazla kıyafet almamak gibi;  doğuştan gelen ayurvedik beden tipimize göre beslenerek ve ayurvedik prensiplere yaşam boyu bağlı kalarak “ama” oluşumunu engelleyebiliriz.

Böylece bedenimiz de  sürdürülebilir bir şekilde sadeleşerek özgürleşir.

Doç.Dr. Burcu Aslantaş Ateş -Akademisyen-Wellbeing Uzmanı

Fotoğraf: Amy Humphries-Unsplash

 

Yorumlar