Düşünce düzeyleri

Dr. Alberto Villoldo hayatın dört farklı düzey üzerinden algılanacağından söz eder. Yani aynı olay farklı şekilde sonuçlanır. Peki söylenen bilimsel bakış açısından farklı mı? 

Bilim, sistematik bilgiler bütünüdür. Yani ölçülebilir, gözlemlenebilir, sınanabilir ve tekrarlanabilir veriler üzerinden tanımlamalarda bulunur. Bilim dünyası bize evrenin içinde olan her şeyin önceden kurallarının belirlenebileceğini, kontrol altına alınabileceğini ve tahmin edilebileceğini söyler. Yani evren fizik, matematik ve biyolojinin kuralları ile işler. Ağaçtan düşen elmayı düşünün. Newton şanslı bir bilim adamı olarak buna şahit olmuş ve bunun nedenlerini üzerinden yerçekimi kanunlarını tanımlamıştır.  Bu bakış açısına göre kuralları bilirsen evreni kontrol altına alabilirsin ve güvenle yaşayabilirsin. Peki Newton’un yasası bu basit şekli ile bir elmanın düşüşünün sonrasında bize bütün dünyanın rahatlıkla kontrol edilebileceğini açıklayabilir mi? Bunun bazen olabileceğini ancak her zaman geçerli olmadığını deneyimlerimiz bize söyler. Bunlar biz insanların zihnini meşgul eden sorulardır.

Laika’ya (bilge şamanlar) göre eş zamanlılık yaşamın işlemekte olan en temel yasasıdır. Bazı şeyler bir neden-sonuç ilişkisine göre gerçekleşirken, rastlantısal oluşumların da gerçekleştiği ancak bu olanların gizli sebeplerinin kişiler tarafından sonrasında anlaşılabileceği söylenir.

Bilimsel bakış açısı ile koyulan kurallar ve alınan önlemler sorunların çıkmasını önler mi?

Laikalar, kurallara ve fikirlere göre yaşamazlar. Sorunu kontrol etmek yerine sorunu algılama biçimlerini değiştirmeye çalışırlar. Algılarını değiştirerek karşılaştıkları zorluğa yeni bir boyut kazandırır ve fırsata çevirirler. Başlarına gelen olayları kişisel algılamazlar. Onlara göre olaylar başınıza gelmez, yalnızca olur. Arabanın tekerleği sizi sinirlendirmek için patlamaz, yerde çivi vardır ve patlamıştır. O zaman hayata farklı algılama düzeylerinde bakarak farklı deneyimler yaşayabilirsiniz. 

Bir olay üzerine huzursuzluk hissediyorsanız, daha üst bir algı dünyasına çıkabilirseniz sorunlar sorun olmaktan çıkar. Başınıza gelenler için kendinizi ve çevrenizi suçlamanın problemin çözümüne katkısı yoktur. Yapmanız gereken başka bir düzeyde düşünmektir. Laikalar’a göre bu düzeyler; yılan düzeyi, jaguar düzeyi, sinek kuşu düzeyi ve kartal düzeyidir. 

Bu düzeylere benim doğum hikayem üzerinde birlikte bakalım mı?

Ben suni sancı ile geç doğdum. Bu gecikme ve oksijensizlik dikkat eksikliğim ve hiperaktivite bozukluğum (DEHB) olarak karşıma çıktı. İlkokulda öğretmenim zekâ geriliğim olduğunu düşündü ve babamı okula çağırdı. “Bu çocuk okumaz bunu alıp, tamircinin yanına verin” dediğini dün gibi hatırlıyorum. Babam ne mi yaptı? Bana inandı ve kendi yolumu bulacağımdan hiç şüphe duymadı. İlkokul öğretmenimin bana farklı algı düzeyleri ile baktığını düşünelim:

YILAN DÜZEYİ

Algı düzeylerinden ilki yılan düzeyidir. Beden ve fiziksel algı düzeyi. Yılan olağandışı duyuları olan içgüdüleri ile davranan bir canlıdır. Bu duyuları sayesinde avı bulur, av olmaktan kurtulur. Fiziksel dünyada biz de algılarımıza güvenir ve dünyayı algılamaya çalışırız. Yani her şey duyu organlarımızla algılanır. Maddeden oluşur. Öğretmenime göre öğrenme güçlüğüm olduğu belirlendi. Bu durumda yapılması gereken ilaç kullanmam ya da zeka geriliğim olduğu için tamircinin yanına verilerek meslek edinmemdi.

Yılan gözüyle sorunlar, çözülmesi gereken durumlardır. Sorunların derinine inmeye gerek duymayız. Zengin ve karmaşık bir düşünüşten uzak, sadece eylemde bulunur ve tepki veririz. 

JAGUAR DÜZEYİ

Jaguar düzeyi zihin ve duygusal algı düzeyidir. Zihnimizin birçok hastalığın nedeni olduğunu biliyoruz. Olumlu düşüncelerin mutluluk ve huzur yarattığını da... Zihin yorumlamalar ve herhangi bir konuda düşünceler üretmektir. Öğretmenimin bende gördüğü öğrenme güçlüğü için bana öteki gibi davranmak yerine şefkatle ve merhametle yaklaşabilirdi. Öğrenme eksiklerimi tamamlayacağıma inanarak bana ilgi gösterebilirdi. Eksikliğimi kapatmak için ek ders verebilir, mahçup etmek ve dövmek yerine beni koruyabilirdi.  

Jaguar bakış açısı, inançların, fikirlerin duyguların dünyası ile ilgilidir. Jaguarın iç güdüleri, yalnızca hayatta kalmak ve kendini korumakla ilgilenen yılandan farklıdır. Jaguarlar meraklıdır. Jaguar memeli beyni ile; aşk, yakınlık, aile, şefkat ve merhamet gibi duyguları da temsil eder. Jaguar düzeyi yaşananların arkasındaki sebeplere de bakar. Bu düzeyde isek sorumluluk alır ve tepki veririz. 

SİNEK KUŞU DÜZEYİ

Sinek kuşu düzeyi yılan ve jaguar düzeyini de içerir. Bu düzeyin dili imge, müzik şiir ve rüyadır. 

Sinek kuşu, çok küçük olmasına rağmen her yıl Kanada’dan Brezilya’ya göç eder ve binlerce millik yol kat eder. Yön duygusu hep vardır.

Sinek kuşu neokorteks ile ilişkilidir. Zihnimizle çözümleyemediğimiz sorunları bir anda çözeriz. Bu düzeyde konuşmaların derinlerine iner ve ardındaki mesajları duyarız. Yaşadıklarımızın altındaki nedenlere bakarız. Öğretmenim benim öğrenme güçlüğümün arkasındaki nedenlere bakabilirdi. Annem ve babamdan bilgi alıp doğumda yaşananlar ve bunun nedensellikleri üzerinde durabilirdi. Eğer entelektüel zekamı etkileyen bir sorun var ise benim başarılı olacağım alanları araştırabilirdi. Bunun için beni yönlendirebilirdi. Bitmek bilmeyen bir enerjim vardı. Bunun sonucunda DEHB var deyip ilaç kullanmamı istemek yerine -keşke bunu yapsaydı, o benim tamircinin yanına verilmemi istedi- yeteneklerimden yararlanmam gerektiğini düşünebilirdi. Yedi yaşında basketbol oynamaya başladım, 16 yaşında profesyonel bir basketbol oyuncusuydum. Bu enerjinin ve yeteneğin peşinde koşabilir ve beni bu alanda var etmeye çalışabilirdi. Zihninde benim başarılarımı imgeleyebilirdi. Beni ve ailemi yönlendirebilirdi.

KARTAL DÜZEYİ

Peki öğretmen, Ruhani Algı Kartal düzeyinde beni görebilseydi ne olurdu? 

Kartal uçarken 600 metre yükseklikten bütün yeryüzünü ve yeryüzünün küçük bir parçasını aynı anda görebilir. Kartal düzeyinde gerçeklik %99 bilinç, %1 maddedir. Beynin prefrontal korteksi devrededir. Bu düzeyde sen ve ben yoktur. Bir bütün olarak dünya algılanır. Öğrenme güçlüğü yaşadığım dönemde öğretmenim bana baktığında ne hastalık görür ne sorun. Bu bakış açısı; öğretmene bu küçük çocuk evrenin spiritüel bir varlığı olduğu ve “Aslında baktığın kişi sensin” mesajını verir. 

Kartal düzeyinde olayların kişiye sunulan bir hediye olduğunu düşünürüz. Bu durumda öğretmen öğrenme güçlüğü olan çocuğa saygı duyar. Yeteneklerinin kendisine bir hediye olarak sunulduğunu görür. Sanki kendisinin böyle bir sorunu varmış ve bunun çözümlenmesi gerekiyormuş gibi düşünür, hatta hisseder. Hayata kuantum mekaniği ile bakar. Gerektiğinde öğrenci madde, hayal ettiğinde istediği yöne hareket edebilecek bir ruhtur. Yani hayatta neyi düşünürse öğrencinin de ona göre tepki vereceğini fark eder. Burada artık öğretmen ve öğrenci kavramları kalmamıştır. Öğretmen bazen öğrenci, öğrenci de bazen öğretmendir. Öğretmen öğrencinin dikkat dağınıklığının nedenlerinin ötesine geçer, onu durdurur ve onun yeteneklerine güvenerek onu başka bir gerçekliğe taşır. 

Hayallerin gerçek olduğu, düşüncenin duygularla süslendiği, geleceğin bugünden hayal edildiği bir gerçeklik yaratır.

Her düzey bizi geleceğe taşır. Yapmamız gereken bir düzeyin işlevsel olmadığı durumlarda bir başka düzeye geçmek ve yaşananları değiştiremediğimiz durumlarda algımızı değiştirerek yeni bir gerçeklik yaratmaktır. 

Bu gerçeklik kendi hayatımızın kahramanı olmamızın yanı sıra başkalarının yolculuklarında da bir ışık olmamızı sağlar. 

 

Yorumlar