Ayda Mehtap: Şamanlık, her şeyden önce had bilmedir

Şamanizm’le ilk buluşmam 13 yaşlarındayken Habitat etkinliği için ülkemize gelen yerel Amerikalı bir şamanın sayesinde olmuştu. Onun davuluyla yaptığı müzik ve dans adeta büyülemişti beni. Ne kadar olduğu gibi ve ne kadar hayatla, doğayla bütün halindeydi… Yıllar sonra Şamanizm’le ilgili araştırmalar yaptım, çalışmalara katıldım. Bu esnada da Shamoon adlı bir müzik grubu olduğunu okudum. Grubun kurucusu ve solisti olan Ayda Mehtap tıpkı yıllar önce karşılaştığım şaman gibi duru bir halde duruyordu. Keşke bir gün tanışsam dedim. özümden akmış olacak ki bu dilek gerçekleşti. Yıllar sonra Ayda bir arkadaşımız vasıtasıyla buluştu benimle. O gün bugündür derin bir dostluğumuz var, hatta yeni çıkacak şarkısını da ilk dinleyenlerdenim. Ayda Mehtap’ı müzik ve Şamanizm üzerine soru yağmuruna tuttum; Şamanizm’e dair bildiklerimiz ne kadar doğru, ne kadar yanlış, eksiklerimiz nerede? Sağ olsun sabırla cevapladı hepsini.

Müzik yolculuğun nasıl başladı?

Müzik, çocuk yaşlardan itibaren içimde yatan bir aşktır. İlk bestemi 12 yaşımda yapmıştım ve ardından sayısız şarkı yazmaya devam ettim. Ancak mesleki olarak müzik ve moda arasında bir seçim yapmam gerekiyordu. O zamanki bakış açısıyla ailemin müzik sektörüne sıcak bakmayacağını düşünerek, baba mesleği olan tekstil ve moda tasarımı alanında ilerlemeye karar verdim. Bu alanda 11 yıl kadar çalıştıktan sonra, ruhsal açıdan mutsuz hissetmeye başladım, yeni bir alana, yeni bir mesleğe geçiş yapmam gerektiğini hissediyordum.

O dönemde içimde ukde olan şey, profesyonel olarak şarkılar yapıp söylemekti, bunun benim varoluşsal amacım olduğunu hissediyordum. Aslında o dönem için kendimce büyük bir risk alarak, tekstilde maddi açıdan yüksek kazanmama rağmen 30 yaşımda güvenli alanımdan çıkarak, asıl hayalini kurduğum müzik sektörüne geçtim. Beş yıl kadar sahne performansı yaptım ve bu alanda kendimi geliştirmeye başladım. Zaman içinde kendi müzik grubumu kurdum. Alternatif tarzda müzikler ve konserler yapmaya devam ettik. Birkaç yıl sonra ilk single albümümü çıkardım. Hatta yakında ikinci şarkım ve klibim tüm sosyal ve dijital mecralarda yayınlanmaya başlayacak. Özetle bu alandaki yolculuğum keyifle devam ediyor.

Müziği Şamanizm’le nasıl birleştirdin?

Ruhsal konulara karşı hep çok ilgili biriydim. Yaşadığım deneyimler beni zaman içinde bu spiritüel dünyanın içinde yoğunlaşmaya itti. Çeşitli ekollerden sonra Şamanizm ile tanıştım, ruhumun bu bilgelik yoluyla ne kadar eş ve bir olduğunu gördüm aslında. Daha sonra bu alanda ilerlerken, Şamanik uygulamaların yanına müzikal yeteneğimi de dahil edebileceğim bir müzik tarzı oluşturmaya karar verdim ve önce bunun düşünü kurdum. Değişik işlere imza atmak beni her zaman heyecanlandırmıştır. Bunun üzerine kısa zaman sonra müzisyen arkadaşlarımla beraber SHAMOON adını verdiğimiz, Şamanik altyapı ve ritimlerin yoğun olduğu, alternatif doğaçlama sesler ve sözlerin bütününden oluşan bir müzik grubu kurarak, ülkemizde bildiğim kadarıyla hiç olmayan yepyeni bir müzik tarzını icra etmeye başladık. Shamoon grubunun oluşumu da, Şamanizm ile ilişkili sentezi de bu şekilde oluştu.

Şaman olunur mu, doğulur mu sence?

“Şaman olunmaz, şaman doğulur” doğru bir ifade bana göre. Köklerimiz gereği hepimizin içinde bu kaliteler yatsa da, bazılarımız bunu keşfeder ve kendi gelişiminde yardımcı bir araç olarak kullanır. Bazılarımız ise bu alanda kendini geliştirir ve ihtiyaç duyanlara rehberlik hizmetinde bulunur. Ancak hakikatte çok daha az kişi Şaman olmaya doğar. Bu genetik miras gibi atalardan torunlara geçen bir misyondur.

Senin şamanlık yolculuğun nasıl oldu?

Şamanlık, bana göre her şeyden önce had bilmedir. Bunun üzerine bilen kişi kendini Şaman olarak ilan etmez. Böyle bir ruh öncelikle kendi içinde tüm kimlik ve unvanları yakmalı ve kendi benlik egosundan ve buna hizmet edecek her tür gereksinimden tümüyle soyunmalıdır. Bu kişi, yaşamında bu uğurda oldukça sert ve zorlu sınavlardan geçer. Bu sınavları tamamlayan ve belli bir ruhsal seviyeye varan kişiyi halk, toplum veya çevre zaten kendiliğinden bu hitapla özdeşleştirerek tanımlar. Öyle ki bu durum bir çabasız olma halidir!

Bu açıdan ben de kendimi bir unvanla tanımlamanın ötesinde bir yerden değerlendiriyorum. Ancak diğer taraftan bu yaşamdaki kök soyumdan, yüce atalarım ve aile büyüklerimden taşıdığım ilim bilgeliği ve şifa kanallığının da farkındayım ve bunun bilinci ve sorumluluğu ile yolumda yürüyorum. Aslında benim hikayem doğduğum anı anımsamamla başladı. Ardından çocukluğumda yaşadığım ve tıbbın teşhisini koyamadığı, kısa süreli ancak bir çocuk için zorlu sayılabilecek bir rahatsızlık süreci geçirdim. Ailemizde alanında yetkin, ilim irfan sahibi kişilerin üzerimde alternatif olarak uyguladığı ruhsal şifa yöntemlerinin yardımıyla bir zaman sonra bu durum düzeldi ve bir daha tekrar etmedi. Ancak öğretisi o yaştaki bir kız çocuğu için oldukça güçlüydü.

Çok küçük yaşlardan beri gördüğüm vizyon ve rüyalar ergenlik dönemim itibariyle bilinç ötesi deneyimlere, evren yolculuklarına, başka boyut varlıklarıyla temaslara vb. evrildi, bu durum hep devam etti. Tam olarak 2015 yılında içine daldığım Şamanizm bilgeliğini anlamaya başladıkça, bunca zaman deneyimlediklerimin bu yol ile ne kadar bütünleştiğini fark ettim. Yapbozun parçalarının bir bir yerine oturması gibiydi. Sonra bu alanda atölye çalışmaları yapmaya başladım. Daha sonra bu ilmin daha da derinine dalmak istedim.

Bunun üzerine iki yıl kadar süren Şamanik yaşam çemberi ve Tıp çemberi eğitimlerimi tamamladım. Bu sürecte yaklaşık yüz kişiye yine Şamanik şifa çalışmaları uygulayarak alanımda kendimi geliştirdim. Mezun olduktan sonra yine sahada aktif olarak eğitimler, atölye ve seremoniyel çalışmalar ve bireysel çalışmalar uygulamaya devam ettim ve halâ öğrenmeye, ilerlemeye ve talep edenlerle paylaşmaya devam ediyorum.

Şamanizm nedir?

Şamanizm, tüm kâinat ve doğa ile bir ve bütüncül yaşam felsefesini ele alır. Bu inanca göre yaratılmış olan her şey canlıdır ve her şeyin bir ruhu vardır. Dolayısıyla taş, bitki, hayvan, insan ayırt etmeksizin tüm canlılara derin bir saygı unsuru vardır. Şamanizm, yaşamın doğal bilgelik yoludur. Şamanizm, kadim dönemlerden bugüne varlığını sürdürmüştür. Bazı kaynaklar 40 bin yıllık geçmişi olduğunu söyler, bazı kaynaklar ise ilk taş devrine yani insanın kendini ve doğayı keşfetmesiyle başlayan sürece dayandığını belirtir.İlk çıkışından itibaren zaman içinde dünyanın her kıtasına ve bölgelere yayılmıştır. Özü sevgi, anlayış ve dönüşümle beslenir. Bu yaşam biçiminin günümüzde bile hala canlılığını koruyor olmasının temel nedeni interaktif bir dinamiği olmasından kaynaklıdır.

Şaman olmak ne getirir, ne götürür?

Çağımızın spiritüel dünyasında bu inanışın uygulamaları, ritüelleri ve şifası etkin biçimde devam ediyor. Bu alanda birçok rehber eğitimler ve seremoniler düzenliyor. Ancak buradaki temel amaç, bu çalışmalara katılan kişilerin Şamanik bir yaşamı benimsemesi ve Şamanik uygulamalar, ritüeller ve yöntemler yardımıyla, günlük yaşamda kendi benliğini ve yaşamını farkındalıkla iyileştirecek bir dönüşümün niyetinde olmasıdır.

Şaman olmak ile Şamanik yaşamı benimseyerek yaşamak tam olarak aynı şey değildir. Biri etken, diğeri edilgendir. Bu tarz atölyelere katılanlar daha çok bunu amaç edinmelidir. Zaten kişinin köklerinden getirdiği şaman kaliteleri varsa ruhlar o kişiyi bu alanda yönlendirir ve bu kaçınılmazdır. Diğer türlü sadece bu tarz atölyelere katılıp ardından ben Şamanım demek doğru tanımlama değildir. Şamanın, talep edene şifa süresince yaptığı yolculuk sorumluluk isteyen ve alışılmışın dışında bilinç ötesine giden ve kimi zaman tehlikeli sayılabilecek bir yolculuktur.

Sıkça duyduğumuz Ayahuasca Ritüeli nedir? Herkes yapabilir mi ve yapmalı mı?

Ayahuasca genellikle Güney Amerika Peru bölgesinde yetişen Banisteriopsis bitkisinin, dal ve yapraklarından kaynatılarak elde edilen bir içecektir. Bu içecek halüsinojen bir etkiye sahiptir. Bölgenin halkı tarafından Büyükannenin Ruhu olarak bilinir ve kutsal sayılır. Bu sebeple bu içecek genellikle dualar ve ritüeller eşliğinde hazırlanarak içilir. Çay olarak servis edilen bu içeceği içen kişilerin Büyükannenin Ruhu’yla tanıştığı, onun güçlü ve bilge ruhunun yardımıyla bilinç ötesi yolculuklar yaptıkları ve bu yolculuklardan farkında ve arınmış olarak döndükleri bilinir. Günümüzde kadim Şaman geleneklerine olduğu kadar Ayahuasca çayına da ilgi ve merak oldukça arttı. Bu sebeple bölgede bu durum daha çok ticari bir sektör haline geldi. Ve sadece daha çok para kazanmak amaçlı bile yalan yanlış içecekler Ayahuasca çayı adı altında satılıyor. Ve insanlar maalesef ki bunu merakları uğruna bilinçsizce kullanabiliyorlar. Peru bölgesinde Ayahuasca Şamanları var. Yalnızca bu bitkinin kadim ruhuyla çalışıyor ve seremoniyi güçlü bir hakimiyetle yönetiyorlar. Ve genellikle doktorlar eşliğinde bunu yapıyorlar. Bu sebeple bunu deneyimlemek isteyenlerin en dikkat etmeleri gereken nokta, katılacakları Ayahuasca seremonilerini yönetecek olan şaman kişi hakkında ön bir araştırma yapmaları ve güvenip emin olmadan böyle deneyim yaşamamalıdır.

Şamanizm’in üç dünya ve erk hayvanları kavramları çok duyuluyor, peki yeterince biliniyor mu? Bir de sen anlatır mısın bize?

Asya, Maya, İnka ve birçok şaman geleneğine göre evren 3 dünya/alemden oluşmaktadır. Şamanik anlayışa göre bunlar alt-orta-üst dünyalardır. Bunu sembolik olarak hayat ağacı sembolüyle özdeşleştirebiliriz. Buna göre bu ağacın kökleri alt dünyayı, gövdesi orta dünyayı, dalları ise üst dünyayı sembolize eder. Her bir katman kendi yaşam formlarını devam ettiren ruh varlıklarının dünyasıdır. Ve her katmanın bekçileri ve koruyucuları vardır. Buna göre Erk hayvanları veya başka ifadelerle rehber, totem, ruh, güç hayvanlarının yeri alt dünyadır. Şamanik inanışa göre, bu dünyada yaşayan hayvanlar bizlere, doğumumuzla birlikte refakat ederler. Ruhsal ve enerjisel seviyede yaşamımıza rehberlik ederler ve kendimizi keşfetme yolculuğumuzda gücümüzü bulmamıza yardımcı olurlar.

Şimdi kafalarda “Peki benim erk hayvanım hangisi?” gibi bir soru oluşabilir. Erk hayvanımız ile kimi zaman evimizde, çevremizde, rüyalarımızda buluşabiliriz. Ancak daha somut bir deneyim yaşamak isteyenler alanında yetkin rehberlerle Şamanik yolculuklara çıkıp bu buluşmayı sağlayabilirler. Buradaki hayvan arketiplerinin fiziksel, ruhsal ve karakteristik özelliği, bu deneyimi yaşayan kişi için bir kılavuz niteliği taşır. Bunun üzerinden kendine ilişkin rehberlikler alabildiği gibi çoğu zaman enerji boyutunda bir buluşma yaşayarak daha birçok alanda ondan yardım alabilir.

Şifacılık ve şamanlık aynı şey midir? Ya da Şamanların şifacısı ya da lideri mi olur?

Şamanlar tanrı, ruh, insan arasında köprü görevi görerek şifaya aracı olan kişilerdir. Bana göre her ne kadar tüm şifa öğretilerinin kök kaynağında Şamanik dokular olsa da her şifacıya da Şaman denilemez. Şamanizm’in doğuşundan itibaren geçen zaman içerisinde, dünyanın çeşitli bölgelerine yayılması, bu kadim inanca yerel, kültürel, coğrafik açılardan zenginlik ve çeşitlilik katmıştır. Yayıldığı her coğrafyada topluluklar halinde yaşamaya başlamışlar ve belli bir düzen, nizam sağlamak amaçlı liderler seçmişlerdir. Bunlar yaşça büyük ve deneyimli, yetenek ve bilgi açısından alanında yetkin kişilerdir.

Şamanizm neden farklı coğrafyalarda farklı şekillerde oluyor? Senin bağlı olduğun Şamanik ekol hangisi biraz anlatır mısın?

Şamanizm dünya üzerinde bilinen en kadim bilgelik ve yaşam yoludur. İlk çıkışının taş devri dönemine dayandığı, bilimsel ve arkeolojik araştırmalar sonucu bilinmektedir. Dolayısıyla evrimsel tekâmül yolunda insanın merak ve keşif duyularının gelişmesi söz konusudur. Bunun üzerine bu bilgelik yolu, zaman içerisinde dünyanın çeşitli coğrafyalarına dağılmış ve kendi klanını, topluluğunu oluşturan şamanlarca çeşitliliği olan kültler halini almıştır. Ancak teknik ve ritüelistik uygulamalarda farklılıklar görülse de özü hep aynı yüce potansiyele bağlı biçimde, asırlar boyu dinamizmini koruyarak günümüze kadar gelmiştir. Benim iliminden geçtiğim ekol, Güney Amerika And Dağları bölgesindeki kadim İnka şamanlarının ekolüdür. Yanı sıra doğup büyüdüğüm toprak olan Anadolu Şamanizmi’ni de benimsiyor ve ortak bir potada harmanladığım uygulamaları atölye çalışmalarıma katılanlar ve danışanlarımla paylaşıyorum.

Kendimize en uygun Şamanik öğretiyi nasıl buluruz?

İnsanın en önemli rehberi kalbidir. Kalbimiz aynı zamanda tanrının sesini duyduğumuz yerdir. Eğer bir kişi Şamanizm veya herhangi başka bir öğretiyle ilgiliyse, nereden ve nasıl başlaması gerektiğini bilmiyorsa, bunu önce kalbine sormalıdır. Bu durumda neye yönelmesi gerektiğine dair işaretler karşısına çıkacak, yollar açılacaktır. Cevaplar o kişiye, hayatın içinden veya herhangi başka bir yoldan kendini gösterecektir. Güçlü bir niyet karşısında, evrenin boynu kıldan incedir.

Anadolu ve Şamanizm bir bütün müdür? Arada nasıl bir bağ var?

Anadolu; tarihi, coğrafyası ve oldukça zengin kültürel mirasıyla dünyadaki en önemli kadim medeniyetlerden biridir. Anadolu şifacılığının kökleri de Şamanizme yani Kamlık geleneğine dayanır. Modern tıbbın henüz gelişmediği dönemlerde Anadolu’da tedaviler alternatif şekillerde uygulanırdı. Lokman hekim, Sağaltıcı, Otacı, Ebe, Kam Ana, Şifacı, Yıldıznağmeci, Falcı, Kahin vb. isimlerle adlandırılan şamanlar aslında günümüz modern tıbbının doktorları, ruhsal şifacıları ve uzmanlarıdır. Günümüzde dahi, farkında olarak veya olmayarak uyguladığımız birçok Şamanik gelenek vardir. Üç kez tahtaya vurmak, kurşun döktürmek, ağaçlara çaput bağlamak, gidenin ardından su dökmek vb. gibi Anadolu Şamanizmi ile bağlantılı birçok ritüel ve uygulama mevcuttur. Sadece buradan bile yola çıkacak olursak, bu iki kadim olgunun birbiriyle ne denli bağlantılı ve bütün olduğunu fark edebiliriz.

Ayda Mehtap adının hikayesini de merak etmemek mümkün değil... Hayata bu isimle mi başladın?

Bu uzun hikaye kafaları karıştırabilir ancak ben yine de özet geçeyim. Aslında kimlikte adım Nuray olarak yazılıydı.
Fakat 14-15 yaşlarımdayken arkadaşlarım Mehtap ismini seviyorum diye bana bu isimle hitap etmeye başladılar ve uzun yıllar bu böyle gitti. Artık ikinci bir ismim olmuştu. Ancak 2012 yılında yeni bir isim niyetine girdim, tüm işaretler bu yöndeydi ve hissime en uygun olanın gelmesi icin uzunca bir süre bekledim. Bir gün derin bir meditasyon sırasında "Ayda" ismini duydum ve çok beğendim. Bana bu ismin gelmesi de çok şaşırtmadı, zira Ay enerjisiyle çocukluğumdan beri hep çok kompakt bir ilişkim olmuştur. Malum tüm isimlerimde "ay" mevcut. Ve o andan itibaren Ayda ismi diğerlerinin önüne geçti ve Ayda Mehtap olarak devam ettim. Bu isimi almamla birlikte ruhsal yolculuğum da profesyonel bir alanda devam etmeye başladı. Çoğumuzun bildiği gibi isimler kaderimizi şekillendirir. 
Benim için de bu böyle olmuştur, her isimde hayatımda başka bir eşikten geçtim. Çocukluğumda Nuray, gençligimde tasarımcı ve müzisyen Mehtap, yetişkinliğimde ise şaman rehber, müzisyen Ayda oldum. Artık resmi olara da kimliğimde bu ismi kullanıyorum tabii.

Dergimizin adı Mümkün… Senin "mümkün"lü cümlen hangisi?

Düşlerin arzusu kalpte başlar, zihinde onaylanır ve yaşamda hareketle form kazanır! Düş topraklarına tohumunu inançla ektiğimiz her duanın amini olmamız mümkün!

Yorumlar