f
Aile Dizimi bakış açısı ile tükenmişlik sendromu

Tükenmişlik sendromuna (Burnout) bir de Aile Dizimi açısından bakalım mı?

Şefkat yorgunluğu olarak da adlandırılan bu sendrom fazla stres altında kalarak, gereğinden fazla enerji harcamak ve sonunda geri çekilmek veya tükenmek olarak tanımlanır. Bu sendromu yaşayan kişiler duygusal ve fiziksel olarak aşırı yorgunluk belirtileri gösterirler. Ortak noktaları gereğinden fazla bir yük altına girmeleridir.

Brene Brown der ki, “En şefkatli kişiler, sınır belirlemekte en başarılı olanlardır. Bazı insanlar şefkati diğerlerine sınırsız vermek olarak tanımlarlar. Bu uzun dönemde sağlığımız için iyi bir strateji değildir. Hayatımda bu şekilde davranan, iyi niyetli birçok kişi ile karşılaştım ve birçoğunda tükenmişlik sendromu vardı. Gerçek şefkat, kim olduğumuza dair net olmak ve ne vermek istemediğimizi bilmekten geçer. Böylece temiz bir şekilde tüm kalbimizle verebiliriz.”

Sınırlarımızı tanımlamak, kendimizi tanıma yolculuğunda gerçekten çok kıymetli.

Aile Dizimi bakış açısına göre tükenmişlik sendromu denildiğinde sorduğumuz ilk soru, “Ailede kim kimin limitlerini ve sınırlarını aşıyor?” olur.  Sendrom, ailede birisi başka bir kişinin sınırlarını ihlal ederse veya başka bir aile üyesinin yerini almaya çalışırsa gerçekleşir; aile üyelerinin birbirilerinin yerini tanımaması veya onurlandırmamasıyla ilişkilidir.

Bir dizim esnasında bir kişi her gittiği iş yerinde burnout yaşadığını ve hep farklı olmasını bekleyerek iş değiştirdiğini ama hep aynı sonuçla karşılaştığını anlattı.  Çalışma esnasında babasından bahsederken “Etkisiz, otoritesi yok, ondan güç alamıyorum” diye bahsetmişti. Sendrom burada babasını takdir etmeyişini ve ondan daha iyi olmaya çalışmasına işaret ediyordu. 

Bu gibi durumlar, sistemik olarak hiyerarşi yasası ile uyumlu olmadığı için sistemdeki sevgi akışını bozar.  Hiyerarşi yasası bize öncelik sırasını anlatır. Ailede ilk gelen öncedir. Anneannem annemden önce geldi, ben ise onlardan sonra geldim. Yaşam nehri bize her zaman yukarıdan aşağıya doğru akar. Buradaki düzenin tersine dönmesi, nehri tersine çevirmeye çalışmak olur ki bu da zaten doğada mümkün değildir. Aile sisteminde herkesin yerini bilmesi yaşam akışı için önemlidir.  Bununla beraber Aile Dizimi’nin kurucusu Bert Hellinger’in Yardım Etmenin Düzenleri kitabı da çocuğun üst nesle yardım edemeyeceğinden bahseder. Çocuk ailesine duyduğu bilinçsiz sevgiden dolayı onlar için bir şeyler yapmak ister, onların yüklerini üstlenmeye çalışır. Onların kaderleriyle dolaşıklık halinde olur ve bu yüzden kendi yaşam fırsatlarını kaçırır. Ancak bilinçli sevgi, onların adına bir şeyler taşımak için küçük olduğumuzu ve onların kendi meselelerini kendilerine bırakmamız gerektiğine işaret eder. Yoksa bu yükler altında ezilir gideriz. Ayrıca bu onlara karşı saygılı bir yaklaşım da değildir. Büyüklerimizi sadece, onların gücünü görerek onurlandırabiliriz.

Bazı eğitimciler ve aktivistlerde de bu sendrom gözükür. Kendilerini sistemden büyük gördükleri, sistemle savaştıkları zaman tükenmişlik sendromu yaşarlar. Çoğunlukla yine kendi sistemlerinde ebeveynlerinin veya diğer aile üyelerinin yerlerini onurlandırmakdıkları gözükür. Burada neden bu meslekleri seçtikleri, ailede tamamlanmamış neyi tamamlamak istedikleri ise ayrıca dikkat çekicidir.

 

Yorumlar